Üç Veda / Tre Ciotele

İKSV Film Festivali’nin açılış filmi

Özünü sevgide bulan, “geride bıraktığımız tatlı, insanca şeyleri” konu alan “Üç Veda” hayatlarımızı dolduran küçük vedalara ve sondaki büyük vedaya neredeyse gülümseyerek bakabilen, bazen neşeli, bazen dokunaklı ve hüzünlü bir aşk mektubu.

OrtaKoltuk Puanı:

 

“Vedalarda bile zarafet vardır, kederde bile neşeye yer vardır”

Isabel Coixet.

Barselona doğumlu Katalan senarist yönetmen Isabel Coixet‘in yeni çalışması “Tre ciotole / Son Veda” ile, 2003’de yazdığı ve yönettiği, genç bir kadının kendi ölümüne hazırlanmasını konu edinen ödüllü “Mi vida sin mi / Var Olmadığım Hayatım” dan 23 yıl sonra benzer bir öyküye dönüyor. Ancak bu kez çıkış noktası kurmaca değil gerçek : Coixet ve ortak senaristi Enrico Audenino, ünlü İtalyan aktivist ve yazar Michela Murgia‘nın 51 yaşında kanserden ölümünden sadece birkaç ay önce yayınlanan otobiyografik romanını uyarlamışlar. Özünü sevgide bulan, “geride bıraktığımız tatlı, insanca şeyleri” konu alan “Üç Veda” hayatlarımızı dolduran küçük vedalara ve sondaki büyük vedaya neredeyse gülümseyerek bakabilen, bazen neşeli, bazen dokunaklı ve hüzünlü bir aşk mektubu.

İlk veda, beden eğitimi öğretmeni Marta (Alba Rohrwacher) ile yedi yıldır beraber olduğu restoran sahibi şef Antonio (Elio Germano) arasında, görünüşte önemsiz bir tartışmanın ardından gerçekleşiyor ve Antonio evden ayrılıyor. Ardından Antonio kendini işine verirken, Marta okul dışındaki tüm zamanını evinde geçiriyor, Antonio’nun popüler ve başarılı restoranına aşağılayıcı anonim yorumlar yazıyor, oldukça sağlıksız besleniyor, bir gece yolda bulduğu Jirko (Sungku Jung) adlı kurmaca K-Pop yıldızının karton maketini eve götürüyor ve onunla konuşmaya başlıyor. Marta, yeme bozukluğu, sık sık kusması ve iştahsızlığı konusunda biraz endişelendiğinde kız kardeşi (Silvia D’Amico) onu çok güvendiği bir hekime götürüyor. Bu anlayışlı gastroenteroloğa (Sarita Choudhury) yaptığı ziyaret beklenmedik bir şekilde yıkıcı bir teşhisle sonuçlanıyor ve Marta kanser olduğunu ve hastalığının çok fazla ilerlemiş oluğunu öğreniyor.

Başka ellerde standart bir hastalık temalı diziye dönüşebilecek öyküyü Coixet, dikkatini incelikli bir şekilde neredeyse tamamen Alba Rohrwacher’a yönelterek, bilge, dozunda hüzünlü bir tonlamayla, göz kamaştırıcı bir drama ya çeviriyor.

Marta teşhisten sonra içten içe çökmek veya hissizleşmek yerine, şaşırtıcı şekilde bir özgürleşme duygusu hissediyor ve kederinin çeşitli aşamalarından uzaklaşarak yavaş yavaş dünyaya yeniden açılmaya başlıyor. Antonio ile tekrar arkadaşlık kuruyor, adam onu hâlâ sevdiğini söyleyip birlikte olmayı teklif ettiğinde, dostça ve sevecen şekilde vedalaşıyor. (ikinci veda). Onu çok beğenen ancak bir türlü açılamayan sevimli şekilde şaşkın meslektaşı Agostino (Francesco Carril) ile yakınlaşıyor, ayrıca ondan kendilerine zarar verme alışkanlıklarına yargılamadan müdahale ettiği iki öğrencisiyle ilgilenmesini istiyor. Marta’nın süpermarketin sadakat kartındaki puan ödülü olarak elde ettiği üç kâse, giderek hayata olan iştahının sembolü haline geliyor, (Filmin ve Murgia’nın kitabının adı olan “Tre Ciotle”nin Türkçe karşılığı Üç Kase)

Normal deneyimlerden doğrudan alınmış gibi hissettiren, gerçekçi küçük ayrıntılarla gelişen film en çok, uzun ve en acı verici son vedanın yaşanmış olanlar için duyulan minnetle karışık bir kabullenmeye dönüştüğü anlarda daha da etkileyici, daha da dokunaklı oluyor. Özellikle de sonuna doğru, Nina Simone‘un hüzünlü sesiyle “I Get Along Without You Very Well” şarkısının muhteşem yorumlandığı uzun sahne, öykünün duygusal yükünü harika şekilde yansıtıyor.

Üç Veda” nın Roma’sı, Trevi Çeşmesi ve Coloseum’un kartpostal güzelliğinde olduğu ebedi şehir değil, sıradan Romalıların hayatlarını sürdürdüğü mahalleler. Ancak görüntü yönetmeni Guido Michelotti‘nin yumuşak, sıcak tonları ve güzelliğini vurgulayacak kadrajlarıyla 35 mm’ lik kamera çalışması bu sıradan mahallelerin kendine has büyüsünü ustalıkla yansıtıyor. Gün batımındaki ışık, sanki sıradan günlük dünyanın manzaralarında normalde göremeyeceği renkleri aniden aydınlatıyor. Marta’ nın ustaca dağınık sarı saçlarının muhteşem hâlesini vurgulayan güneş ışığını yakaladığı anlar olağanüstü.

Marta’nın tüm değişim süreci boyunca, onunla birlikte yavaş yavaş çiçek açıyor gibi görünen Alba Rohrwacher‘ın, en içsel öz-keşif anını bile alışılmadık derecede ilgi çekici hâle getiren etkileyici ve sakin yorumu, bu hayattan öbür hayata taşan muazzam iç huzur rezervini ışıldayarak görünür ve aydınlık kılıyor.

Öldükten sonra nasıl hatırlanacağımızı düşünmek, hayattayken nasıl bir insan olmak istediğimiz konusunda aydınlatıcı ve öğretici olabilir. Gelecekte, umarız ki yakında değil ama, yine de istediğimizden daha kısa süre sonra, tüm dünya bizsiz de gayet iyi devam edecek. İşte o zaman, “Üç Veda” da böylesine etkileyici şekilde kutlanmış olduğu gibi bir hayat yaşamış olmayı ummalıyız : sevgiyle anımsanacak bir hayat.

Yönetmen : İsabel Coixet

Senaryo : Enrico Audenino

Görüntü Yönetmeni : Guido Michelotti

Kurgu : Jordi Azategui

Oyuncular : Alba Rohrwacher, Elo Germano, Francesco Carril, Sarita Choudhury, Silvia D’Amico, Galatea Bellugi

İtalya-İspanya / Dram / 120 Dk.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz