Üç Harfliler : Beddua

BEDDUA, SAHİBİNİ BULAMAZSA GERİ DÖNER…

Türkiye’nin en iddialı korku filmi yönetmenlerinden Alper Mestçi, yine (kendine göre) iddialı bir projesi ile karşımızda. Alper Mestçi, çok yetenekli bir yönetmen. Çektiği bütün filmlerin senaryosunu kendi yazıyor ve her filminde tanınmamış yeni yüzlere yer veriyor. Üstelik bu yeni yüzler, rollerini gayet başarılı bir şekilde canlandırıyorlar. Setini hiç izleme imkanım olmadı ama bunda Alper Mestçi’nin katkısının çok büyük olduğunu düşünüyorum.

Ben hep söylerim, iyi veya kötü oyuncu yok. İyi yönetmen, kötü yönetmen var. Yukarıda ki cümleyi beğenmedim. İyi- kötü demeyelim de, işini seven, işine aşık başarılı yönetmen ve bitse de gitsek havasında, işini para için yapan başarısız yönetmenler diyelim biz bunlara. İyi bir senaryoyu ve iyi oyuncuları, iyi bir bütçeye sahip olmasına rağmen iyi yönetemeyip başarısızlığa uğratan yönetmenler gördük daha önce. Kötü-basit bir senaryoyu, adı sanı duyulmamış oyuncularla düşük bütçe ile başyapıta dönüştüren yönetmenleri de.

Alper’in bir önceki filmi ”Siccin 4”ü beğenmeyip ağır eleştirmiş yerden yere vurmuştum. Üç Harfliler: Kara Büyü filmini de ”çölde susuz kalan sinemaseverin bulduğu vaha” olarak değerlendirmiştim. Yani lafın kısası, biz ortakoltuk.com yazarları olarak en yakın arkadaşımız dahi olsa kimseye torpil yapmıyoruz. Bir film iyiyse iyi, kötüyse kötü. Bu kadar net..

Üç Harfliler : Beddua filmi de basit ve dar hikayeye sahip düşük bütçeli bir yapım olmasına rağmen, Alper Mestçi’nin ellerinde eli yüzü düzgün, izlenebilir bir yapıma dönüşmüş. Ben, filmi beğendim. Sonu ise sürprizli! Size ters köşe yaptırıyor. Anlayamadığım birşey var. İncelemediğim içinde bilmiyorum. Bu nedenle Alper’e soruyorum. Cin temalı Türk korku filmlerinde neden hep yıkık dökük, pislik içerisinde, pejmürde görüntülere yer veriliyor? Cinler veya bilmediğimiz alemin kötüleri hep böyle iğrenç yerlerde pislik içindemi yaşıyorlar? Niye bunları soruyorum, çünkü; günümüz dünyasında bildiğim kötü insanların hepsi paralı, güçlü, iyi giyimli, en nadide yiyecekleri yiyerek yaşıyor. Bu ikilem içerisinde kalmış biri olarak yeniden soruyorum. Sayın senaryo yazarları, sayın yönetmenler, insanın midesini bulandırmadan korku filmi çekilip, izleyen korkutulamaz mı?

Filmin ismi üç harfliler ama hikayede o bilinen üç harfliler yani ”cinler” yok. Peki ne var? Kur’an da geçen bir ayet sonucu oluşan lanet var. Bir insanın bedduası var. Bu da, basit ama iyi işlenmiş  bir hikayede sizi korkutmaya yetiyor zaten. Filmin kurgusunu ve müziklerini beğendim. Oyunculuklar genelde iyiydi ama içlerinde Beyzanur Mete isimli oyuncunun performansı diğerlerine göre bir tık daha yukarıdaydı.

Filmin kısa özetini geçtikten sonra son sözümüzü söyleyerek yazımızı sonlandıralım izninizle. Melek, Burcu, Eda ve Ayla lise yıllarından beri iyi arkadaştır. Üçü iş hayatına atılmış ve yaşamlarını kurmuşlardır. Melek ise yaşadığı bir olay sonrası yatağa mahkum olmuş, anne ve babasının bakımına muhtaç şekilde yaşamaktadır. Dört arkadaş, aynı rüyaları görmeye başlayınca bir araya gelmeye karar verirler. Toplandıkları yerde, Havel isimli yaşlı bir kadınla tanıştıktan sonra hepsinin yaşamı cehenneme döner…

Sözün özü : Üç Harfliler : Beddua, 2018 yılında vizyona giren Türk korku filmleri içerisinde en eli yüzü düzgün film. Seçici bir korku filmi fanatiği iseniz, kurgusu, müzikleri, tadında ses efektleri ve sürprizli finali nedeniyle bu filmi seveceğinize inanıyorum. İyi seyirler.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here