Uçak / Plane

“Uçak”, kimi klişeleri içinde barındırsa da, o uçak içi klostrofobi havasını veren başlangıç sahnelerinden, ada içindeki çatışma anlarına kadar tempoyu bir an bile bırakmıyor. Yolcuların akıbetine dair endişeleri sonunu kadar merak duygusuyla bize sunuyor. Eminim bu hareketli yapısı ile türü sevenler için yenilik taşımasa da belli oranda yapım tatmin edici bulunacaktır. Ancak son dönem benzer yapımların teknolojiden de faydalanan örneklerine aşina hayranları için film biraz ilkel bulunabilir ve kimi mantık hataları barındırması nedeniyle de kendisine dudak bükülebilir… Yine de ben kendi adıma yapımın 100 dakikalık süresi içinde bir an bile sıkılmadığımı söyleyebilirim.

OrtaKoltuk Puanı:

 

Hava mı Tehlikeli, Yer mi?

Uçak kazaları ya da havada yaşanan tehlikeleri konu alan çok sayıda film var. Bunlar arasında “Sully”, “Uçuş Planı”, Denzel Washington’un oldukça başarılı performans sergilediği, Robert Zemeckis imzalı 2012 yapımı “Flight (Uçuş)” filmleri benim ilk akla gelenlerim. Bu hafta gösterime giren ve özellikle başrol oyuncusu Gerard Butler ile ilgi odağı olan, yönetmenliğini aksiyon türü yapımlarla daha çok adını duyuran Jean-François Richet’in üstlendiği “Uçak” filminde ise, sadece havadaki tehlike değil, aynı zamanda sonrasında yerde yaşanan korku dolu olaylar da gerilimin bir parçası haline geliyor. En iyisi en başından başlayalım…

Kimi şiddet eğilimleri nedeni ile Asya ve Mısır uçuşlarında görevlendirilen Trailblazer 119 uçak firmasında pilot olan Torrance (Gerard Butler), eşini kaybetmiş, işine ve hizmet alanlara bağlı, kızına tutkun biridir. Bu kez yılbaşında az yolcusu ile Singapur’dan kalkacak uçakta pilotluk yapacaktır. Kendisine yardımcı pilot olarak ise Dele (Yoson An) eşlik edecektir. Ancak bu uçuşun diğerlerinden farkı uçak içinde cinayet hükümlüsü Gaspare’nin de (Mike Colter) bulunmasıdır ve o da bir memur eşliğinde başka bir ülkeye teslim edilmek üzere uçakta yerini almıştır.

Aslında daha ilk başlarda film bize gerek uçağın küçüklüğü gerekse yolcu sayısının azlığı ve pilot bölgesine rahatlıkla girilip çıkılmasıyla o bilindik güvenlikli uçaklardan çok uzakta bir uçuş olacağının haberini henüz erken anlarda vermekte. Sonrasında ise filmden bekleneceği üzere uçağa yıldırım çarpar ve uçak oldukça tehlikeli, Filipin merkezi idaresinin kontrolünde olmayan, fidye ile çalışan, insan ticareti ile ünlü bir milis grubunun bulunduğu Sulu Takımadalarına pilotun da mahareti ile birkaç kayıpla iner.

Bu aşamada normalde uçağın çok büyük bir enkaz olmaksızın yere inmesine sevineceğimize aslında göklerin daha güvenli olduğu hissini bize duyumsatan yerin tehlikesi ile baş başa kalırız. Zira kaptan ve yolcular bu tehlikeli grupla nasıl baş edeceklerdir ve daha da önemlisi bu ateş topu olan bölgeye yardım gönderme çok zor olduğundan bu ölüm hattından nasıl çıkacaklardır? Şimdi kaptan Torrance’ın önünde çok büyük bir sınav vardır. Ancak bu kez bu tercihini çok bildiği havadaki durum için değil, yerdeki tehlike için kullanmak durumundadır. O da zorlu doğa koşullarına karşı dayanıklı ve kimi özellikleri ile Rambo gücünde olan cinayet hükümlüsü Gaspare’nin kelepçelerini çıkartıp onun da desteğini alıp bu zor parkuru atlatmalı mıdır? Şimdi karşımızda pilottan bir savaşçıya dönüş hikâyesi mi başlayacaktır? Spoiler vermemek için detayına inmeyeceğim ancak film, finali boyunca türünün kimi klişelerini taşımakla birlikte tatmin edici bir seyir keyfi sunuyor bizlere…

Kahraman Pilot Bu Kez Savaşçı…

Filmde tam bir kahraman olan, oldukça özverili pilot Torrance rolü ile Gerard Butler bu tür aksiyon-macera filmlerinin hakkını veren oyuncu olduğunu bu yapımda da gösteriyor. Gerçekten de diğer kabin görevlileri ve uçuştaki kişilere karşı onların yaşamlarını kutsayan hali sunmada da başarı göstererek filmin kimileyin hafif duygusal boyutuna katkıda bulunuyor. Ayrıca eşini kaybetmesi nedeni ile tek kalan kızına yeniden kavuşma isteği de filmde yer yer kendisine yer buluyor. Filmin aksiyon ve çatışma kısımları da yine başarılı. Ancak yine de az önce de bahsettiğim gibi kimi klişeleri barındırması bize 80’li yılların kimi macera filmlerinin retro havasını vermiyor da değil. Bir orduya karşı birkaç silahlı adamın o mantık dışı gücü…

Bu hafta gösterime girecek “Uçak”, kimi klişeleri içinde barındırsa da, o uçak içi klostrofobi havasını veren başlangıç sahnelerinden, ada içindeki çatışma anlarına kadar tempoyu bir an bile bırakmıyor. Yolcuların akıbetine dair endişeleri sonunu kadar merak duygusuyla bize sunuyor. Eminim bu hareketli yapısı ile türü sevenler için yenilik taşımasa da belli oranda yapım tatmin edici bulunacaktır. Ancak son dönem benzer yapımların teknolojiden de faydalanan örneklerine aşina hayranları için film biraz ilkel bulunabilir ve kimi mantık hataları barındırması nedeniyle de kendisine dudak bükülebilir… Yine de ben kendi adıma yapımın 100 dakikalık süresi içinde bir an bile sıkılmadığımı söyleyebilirim. Bu da az bir şey değil muhakkak… İyi seyirler…

Yönetmen : Jean-François Richet

Senaryo : Charles Cumming, J. P. Davis

Görüntü Yönetmeni : Brendan Galvin

Kurgu : David Rosenbloom

Müzik : Marco Beltrami, Marcus Trumpp

Oyuncular : Gerard Butler, Mike Colter, Yoson An, Daniella Pineda, Paul Ben-Victor, Remi Adeleke, Joey Slotnick, Tony Goldwyn, Lilly Krug, Claro De Los Reyes, Tara Westwood, Oliver Trevena, Amber Rivera

ABD / Aksiyon-Gerilim / 107 Dk.

İLEUçak
KAYNAKUçak
Önceki yazıBabil
Sonraki yazıÇizmeli Kedi : Son Dilek

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz