Ayvalık Film Festivali

Bu yıl, 14-20 eylül tarihleri arasında yapılan beşinci Ayvalık Film Festivali bir kez daha ilginç bir film seçkisine ev sahipliği yaptı.

Cannes ve Berlin Film Festivalinde açılışını yapmış birçok film Ayvalıklı sinemaseverlerinim beğenisine sunuldu ve ciddi bir ilgi gördü. Üstelik özellikle yerli filmler seçkisinde gösterimlerden sonra çoğu zaman film ekibinden üyelerle söyleşiler yapılabilmesi festivalin, interaktif yapısını güçlendiren bir başka olumlu öğeydi.

Kendi adıma çok meraklı olmadığım film türü olmasına rağmen animasyon filmlerine de ‘listemde’ önemli bir yer ayırdım ve beklentilerimin karşılık bulduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

BURUK NOEL

Açılışı kuşkusuz hiçbir sinemaseverin ilgisiz kalamayacağı Pedro Almadovar’ın son filmi ‘Buruk Noel’ ile yaptık. Cannes’dan ‘eli boş’ dönse ve bazı olumsuz eleştiriler alsa da bizi her zaman şaşırtan yönetmen bu sefer de bir önceki filminde yaptığı gibi bir dram yaratmış ve mizahı ikinci plana atmış. Filmde kuşkusuz bazı gülümseten olaylar ve diyaloglar mevcut ama film genel hatlarıyla acıklı bir hikâyeyi anlatıyor. Almadovar’ın son filmlerinde mizahı minimum düzeyde kullandığı bir gerçek ama filmdeki inanılmaz ‘kitch’ renk paleti, ‘eksantrik’ karakterler ve hayatları değiştiren karşılaşmalar gibi yönetmenin adeta ‘buram buram’ kokan dokunuşlarını hissettiriyor…

MUHTEŞEM BİR HAYAT

Kendi seçkimde ‘aslan payını’ verdiğim animasyon filmlerden kısaca bahsedecek olursak : ‘Muhteşem bir hayat’ Marcel Pagnol’un sıra dışı hayatını (daha doğrusu hayat dönemlerini) bir buçuk saatlik bir süreye sığdırmayı başaran bir animasyon, ‘Akira’ ise zamanında animasyon bilimkurgu türünde bir çığır açmış, bugünleri çok önceden gören bir klasikti. Ama özellikle ‘Demir Çocuk’ filmi bana nerdeyse bu tarz bir filmden beklediğim duygusallık, heyecan, şaşırma, olgunlaşmanın kaygısı gibi derin temaların hepsini verdi.

DEMİR ÇOCUK

‘Bir Oda Hizmetçisinin güncesi’, Louis Bunuel klasiğinin (kaygılandığımız) remake’i yerine, günümüzde burjuva bir ailenin yanında çalışan Ukraynalı bir hizmetçiyi anlatıyordu. Film sık sık bu hizmetçinin yanında çalıştığı aile ile ülkesindeki asıl ailesi arasında mekik dokuyor, bir ara ciddi bir biçimde bildiğimiz, sürmekte savaşa da parmak basıyordu. Bunuel’in filmine gönderme ise hizmetçinin rol aldığı amatör tiyatro oyunu sekanslarında göze çarpıyordu. Film ilginç bir konu ve tempolu bir olay örgüsü taşısa da bizce ele aldığı konuların sonunu tamamen getiremiyordu.

BİR ODA HİZMETÇİSİNİN GÜNCESİ

‘Kraliçe zor durumda’ işlediği ana karakterler açısından Haneke’nin ‘Amour’ uzaktan da Noe’nin ‘Vortex’ filmlerini çağrıştırdı ama o filmlerin kesinlikle bir tekrarı değildi. Film diğerlerinin aksine yavaş yavaş ilerleyen bir hastalığı (demans) değil zaten bir süredir bu sorunun içinde olan ve bununla kendilerince mücadele etmeye çalınan yaşlı bir çifti hikayenin merkezine koyuyordu. Adeta şok edici bir sahneyle başlayan bu film, senaryo ilerledikçe karakterinin bütün ‘saklı’ yanlarını gördüğümüz bir yolda ilerliyordu. Artık belli bir yaşa gelmiş Fransız yıldız Juliette Binoche her zaman olduğu gibi performansıyla ışıldıyordu.

KRALİÇE ZOR DURUMDA

Son olarak yakın zamanda kaybettiğimiz Kadir İnanır’ın hayatını konu alan ‘Kuzeyden Gelen Adam’ belgeseli, sıradan bir hayat hikayesinden sıyrılıp yıldız oyuncunun bilmediğimiz yönlerine ışık tutan, İnanır’ın film çekimlerindeki sosyal gözlemlerinden en son dahil olduğu ‘akil adamlar’ heyetine kadar giden politik duruşuna parmak basan, özgün bir filmdi. Yönetmen Mustafa Karabey’in de gösterimden sonra açıkladığı gibi çok uzun arşiv görüntüleri izleme ve çok meşakkatli bir çalışma sürecinden sonra bir seçkinin oluştuğu belliydi.

Seçkideki yerli filmleri daha önce İstanbul Film Festivalinde izlediğim için tekrar görme ihtiyacı bulmadım. Bizim Siyad jürileri olarak İstanbul’da en beğendiğimiz ‘İsimsiz eserler mezarlığı’ bir kez daha en iyi yerli film ödülünü kucakladı.

Bu kadar yoğun bir festivalinde tabii ki kaçırdığım, başka filmlerle çakıştığı için atlamak zorunda kaldığım filmler oldu. Bazı beklediğim ama gelmeyen filmleri ise muhtemelen Film ekimi sürecinde izleyebileceğiz.

Son olarak Ayvalık Film festivali başladığından beri bütün enerjisini, deneyimini ve iyi niyetini buna adayan Azize Tan ve ekibine teşekkürler ve tebrikler!

İSİMSİZ ESERLER MEZARLIĞI

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz