Sinema Yazarları Derneği 2020 vizyon filmlerinin en iyilerini seçti

SİYAD üyeleri tarafından geçen yıl Türkiye’de vizyona giren tüm yabancı filmler arasında yapılan oylama sonucunda en yüksek oyu toplayan “BOYALI KUŞ” Yılın En İyi Yabancı Filmi seçildi. Filmin dağıtımcısı BAŞKA SİNEMA’ya ödülü Mart ayında düzenlenmesi planlanan 53. SİYAD ÖDÜL TÖRENİ’nde verilecek. Bu yazımda ödül listesine giren ilk 10 filmi hatırlatmaya çalışacağım.

Yazıma pandemi sebebiyle 4 ay kapalı kalan sinema salonlarında Ağustos ayında vizyona girebilen, ancak izleyicisiyle buluşamayan bir başyapıt olarak gördüğüm “BOYALI KUŞ” ile başlayacağım.

BOYALI KUŞ

SİYAD’ın En İyisi “BOYALI KUŞ”

1 — BOYALI KUŞ

Jerzy Kosinski’nin yaşanmışlık kokan kitabından, Çek yönetmen Vaclav Marhoul tarafından sinemaya uyarlanan “Boyalı Kuş”, 2. Dünya Savaşı sonlarında Doğu Avrupa’da yalnız bir Yahudi çocuğun iç acıtıcı öyküsünü anlatıyor. Film izleyicisini insan ruhunun karanlık labirentlerinde bir yolculuğa götürüyor. Siyah-beyaz çekildiği için daha da etkileyici olan film, savaşın yarattığı travmayı Çocuğun gözlerinden tarafsızlığını koruyarak anlatıyor.

Trajik bir şekilde hayatına son veren Leh yazar Jerzy Kosinski’nin tartışmalı başyapıtı “Boyalı Kuş / The Painted Bird”ün sinema versiyonunda 2. Dünya Savaşı sonlarında yetim kalmış bir Yahudi çocuğun hayatta kalabilmek için verdiği savaş anlatılır. Köyden köye sonu meçhul bir yolculuğa çıkan Çocuk savaşın gölgesinde yaşayan farklı insanlar tarafından anlamsız bir şiddet ve işkenceye maruz kalacak ve kendisini bir tür cehennemde varoluş mücadelesi içinde bulacaktır. İzlenmesi zor bir film olan “Boyalı Kuş” da adeta bir “kötü insanlar resmi geçidi” var.

SEFİLLER

2 — SEFİLLER

İlk uzun metrajlı filmiyle Fransız senaryo yazarı – yönetmen Ladj Ly Cannes Film Festivali’ne Jüri Ödülü, Avrupa Film Ödüllerinde En İyi Film Ödülü kazandı, Oscar ve Altın Küre’de Yabancı Dilde En İyi Film adayları arasına girdi. “Banliyö Hayatında Bir Modern Trajedi” olarak özetlenebilecek “Sefiller / Les Miserables” ile sinema umut vaad eden bir yönetmen kazandı. Mathieu Kassovitz’in “Protesto”sundan 24 yıl sonra bizleri Paris gettolarına götüren “Sefiller” banliyö ve umutsuz gençlik üzerine, yaratıcı ve politik manifesto niteliğinde, etkileyici bir film.

Ladj Ly yargılamıyor, haksızlıkları ve toplumsal çarpıklıkları sergilemekle yetiniyor. Şiddet, kaba kuvvet, korku, hiddet ,ahlaki değerler gibi zorlu temaların hakkını veren bu toplumsal gerçekçi, politik, tavizsiz filme kayıtsız kalmak imkansız. Mali asıllı, Paris doğumlu 39 yaşındaki Ly, doğup büyüdüğü proleter kenar mahallelerin sorunlarını, müthiş bir gözlem gücüyle perdeye taşıyor. Bunu yaparken de bu şok filminde insancıl mesajlar vermekten geri kalmıyor.

BAL ÜLKESİ

3 — BAL ÜLKESİ

İki dalda Oscar’a aday olan “Bal Ülkesi / Honeyland” bu yıl ekranlarımıza uğrayan belgesellerin en kalitelisiydi. Bu samimi, içten destansı belgesel, terkedilmiş bir köyün tek evinde yaşlı, yatalak annesiyle yaşayan, Avrupa’nın son kadın arı yetiştiricisi Hatice Muratova’nın öyküsünü anlatıyor. Vahşi kapitalizmi eleştiren film, bizleri insan-doğa ilişkisi üzerine düşünmeye davet ediyor. Bu başarının arkasında genç Tamara Kotevska ile ilk kez kamera arkasına geçen Ljubomir Stefanov var.

Geleneksel yöntemlerle bal yetiştiriciliği yapan Yörük Türkmeni Hatice üzerinden film insanın doğayla, hayatla olan ilişkisini samimi ve içten bir uslupla sinemaya taşıyor. Mahalli rengi mükemmel yansıtan film mesajını etkileyici bir görsel anlatımla ve insan hikayesine odaklanarak veriyor.

SONSUZLUK ÜZERİNE

4 — SONSUZLUK ÜZERİNE

İsveç’in karamsar, çizgi dışı sinemacısı Roy Andersson absürd, nihilist toplumsal eleştirisi “Sonsuzluk Üzerine / About Endlessness” ile izleyicisini düşünmeye davet etti. Yarattığı kişisel üslup ile dikkati çeken, kendine has taklit edilemez tarzı ile öne çıkan Roy Andersson’un mizah anlayışı güldürmeyi değil, düşündürmeyi amaçlar. İzleyicisine sürekli hayatı doğru okuması gerektiğini hatırlatır. 32 plan sekanstan oluşan içeriğiyle filmi, İskandinavya’nın gri renkli gökyüzünün altında, soluk renklerin ağır bastığı görüntüler eşliğinde, yüzleri gülmeyen, asık suratlı insanlardan bir resmi geçit sunuyor. Gündelik hayatın dertlerine bizleri ortak eden yönetmen, kısacık hümoristik öyküleriyle izleyicisini 78 dakikalık bir düşsel geziye götürüyor. Andersson günlük hayattan etkileyici insan manzaraları eşliğinde trajikomik ve fantastik insan hikayeleri ve insanlığın var oluş öyküsünü anlatıyor.

BACURAU

5. — BACURAU

Brezilyalı Kleber Mendonça Filho ve Juliano Dorneilles’in senaryosunu yazıp yönettiği modern western, politik sosyal eleştiri filmi “Bacurau” son Cannes festivalinden Jüri Ödülüyle ayrıldı. Brezilyadaki küçük bir kasaba olan Bacurau’ya büyük annesinin cenazesine katılmak üzere gelen Teresa burada birçok sorunun yaşandığını gözlemler. Kasaba temel olanaklardan yoksun, telefonların çekmediği temiz suyun bulunmadığı ve daha nice sorunların baş gösterdiği bir yer haline gelmiştir. Bunun arkasında yozlaşmış kirli politikacılar vardır. Kasaba sakinleri bölgenin haritadan silindiği ve art arda ölümlerin meydana geldiğini fark eder.

BURASI CENNET OLMALI

6 — BURASI CENNET OLMALI

Cannes Film Festivali’nden Özel Mansiyon ve FİPRESCİ Ödülü sahibi “Burası Cennet OLmalı / İt Must Be HeavenElia Suleiman’ın zeki bir parodisi. Absürd mizahı eşliğinde günümüz dünyasına bir bakış atan, kara mizahın öne çıktığı filminde, Filistin’li sanatçı ironi sanatındaki becerisini ölçülü bir melankoli duygusuyla gözler önüne seriyor. Filmin konusunu ,ülkesinden ayrılıp yeni bir hayat kurmanın peşindeki bir sanatçının kimliğini, milliyetini ve aidiyetini araştırma hikayesi olarak özetlemek mümkün. Dikkatli bir gözlemci olduğunu kanıtlayan Suleiman, minimalist bir mizansen eşliğinde son derece yaratıcı, cüretli, özgün, şiirsel ve satirik bir film yapmış. Alteregosu ES, dünyanın hangi köşesine giderse gitsin memleketi Filistin peşinden gelir.

SUBAY VE CASUS

7 — SUBAY VE CASUS

Roman Polanski’nin tarih dersi niteliğindeki bol ödüllü başyapıtı “Subay Ve Casus / J’Accuse”ü Fransa’daki antisemitizmi gündeme taşıdı. 86 yaşında üretkenliğini sürdüren Roman Polanski bu filmiyle “Piyanist”ten bu yana en iyi filmine imzasını atıyor. Venedik’ten Jüri Büyük Ödülü ve FİPRESCİ Ödülünü kazanan film, Cesar’lar da Polanski’yi En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo yazarı yaptı. Dreyfus Olayından çıkarılacak ders, hakikatin ilelebet saklı tutulamayacağıdır. Çünkü gerçeğin er ya da geç ortaya çıkma gibi bir huyu vardır. Polanski Fransız toplumunda Dreyfus’un suçlanmasına yol açan yaygın antisemitizmi görmezden gelmiyor, ancak bu geleneksel ırkçılığın köklerini araştırma konusuna hiç girmiyor.

ANNELERİMİZ

8 — ANNELERİMİZ

Cesar Diaz’ın yönettiği “Annelerimiz / Nuestras Madres” 2013’te Guatemala’da çıkan iç savaşta yaşananlara odaklanan bir dram. 1980’lerde kaybolan bir gerilla savaşçısının ortadan kayboluşunu araştıran bir antropoloğun öyküsü Cannes’da Altın Kamera Ödülü kazanmıştı. Ernesto yolunun kesiştiği yaşlı kadının anlattıklarından kaybolan babasını bulmasını sağlayacak bir ipucuna ulaştığına inanır.

TAVŞAN JOJO

9 — TAVŞAN JOJO

Nazizmi ve Hitler’i mizah yoluyla sinemaya taşıyan filmler zincirinin son halkası “Tavşan Jojo / Jojo Rabbit” yaratıcısı Taika (Cohen) Waititi’ye En İyi Uyarlama Senaryo dalında Oscar kazandırdı. Bu savaş parodisi kara komedi, savaş günlerinde babasının yokluğunu çeken bir çocuğun, annesinin tavan arasında bir Yahudi kızını gizlediğini öğrenince altüst olan hayatını hiciv sanatıyla harmanlayıp anlatıyor. Ona bu süreçte hayalinde arkadaşlık kurduğu Adolf Hitler yoldaşlık ediyor. Yeni Zelandalı Waititi’nin yönettiği ve Hitler’i canlandırdığı film, karikatürize tiplerin resmi geçit yaptığı, zeki, özgün, çılgın, insancıl, keskin bir mizahın ürünü bir parodi.

BEDENİMİ KAYBETTİM

10 — BEDENİMİ KATBETTİM

SİYAD’ın ilk 10 filmlik seçkisine giren tek animasyon filmi Jeremy Clapin’in “Bedenimi Kaybettim / J’Ai Perdu Mon Corps”, prömiyerini yaptığı Cannes’da Eleştirmenler Haftası bölümünde kazandığı Büyük Ödül ile bölüm tarihinde bunu gerçekleştiren ilk animasyon oldu. Film ayrıldığı vücudunu bulmaya karar veren ve bunun için laboratuvardan kaçan bir elin hikayesini konu ediyor. Ancak yol boyunca karşısına üstesinden gelmesi gereken birçok engel çıkar.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here