Seçkide, Guatemala’dan bir film : “La Llorona / Ağlayan kadın”

“Kayıp ruhlar gezer durur

Feryatları sanma ki unutulur”

Final jeneriğindeki La llorona delos Cafetales şarkısından

Henüz yeni oluşmaya başlayan Guatemala Sineması sadece bizlerin değil, dünyanın da çok az tanıdığı bir sinema. 1977 Guatemala City doğumlu yazar yönetmen Jayro Bustamante’nin çocukluğu ülkenin vahşi ve ıssız dağlık bölgesinde geçmiş. Bölgedeki dünyadan yalıtılmış yaşamı genç Jayro’nun Guatemala kültürüne sızan büyülü gerçekçilikten beslenen düş gücünün gelişmesini hızlandırmış. Sinemasız bir ülkede televizyonun ve videoların aracılığıyla film dünyasını keşfeden Bustamante bir süre reklamcılık yapmış, biriktirmiş olduğu küçük bir parayla 2000 yılında Avrupa’ya sinema eğitimi almaya gitmiş. Guatemala’ya 2010’ların başında döndüğünde, ülkesinde olmayan sinemacılığı var etmek için öncülük yapmış.

Çocukluğunun geçtiği yerlerde yaşayan Maya kökenlilerin uğradıkları ayırımcılığı anlatan ilk uzun metrajı “Ixcanul”, 2015’de Berlinale’de Alfred Bauer Ödülü’nü alınca, dünya çapında ün kazanan Bustamante bu ilk filmini de içine alan bir üçleme yapmaya karar verir. Öyküsel olarak birbirinden bağımsız, ortak tema olarak Guatemala toplumundaki tabuları ve aşağılanmaları eleştiren bu üçlemenin ikinci halkası “Temblores / Ürpertiler”, hemcinsiyle ilişki yaşayan ve cinsel kimliğini inkâr etmeyi reddeden kırklı yaşlarında bir adama, etrafının ve ailesinin, ruhunun selameti ve itibarının korunması bahanesiyle “hatasını” kabul ettirme çabalarına odaklanır.

Güney Amerika ülkelerinin neredeyse hepsinin tarihinde bireylerin, baskı rejimlerinin ya da diktatörlüklerin yönetiminde, işkence gördükleri, katledildikleri ya da bulunmamacasına kayboldukları dönemler vardır. Guatemala’da da 1960’ta başlayan ve 36 yıl süren iç savaş, yaklaşık 250 bin kişinin ölümü ve 40 bin kişinin kaybıyla sonuçlanmıştır. Bustamante’nin üçlemesinin son bölümü “La Llorona / Ağlayan Kadın”, olaylardan yıllarca sonra bu katliamın sorumlularından General Enrique Monteverde’nin yargılanma sürecine odaklanır.

Alzheimer’in ilk aşamasındaki General Enrique, ülke kırsalında yaşayan Maya kökenlileri sistematik olarak katletmekle suçlanmakta, yaşadığı gerilim hastalığını tetikleyerek, evinde paranoyak hezeyanlara dönüşmektedir. Olayların mağduru 81 Maya kadınının General yönetimindeki askerlerin işlemiş oldukları dehşet verici suçlara tanıklık etmesinin ardından mahkeme Generalin soykırım yapmış olduğu kararına varır, ancak Anayasa Mahkemesi bu hükmü bozar. Kaybolan ya da katledilenlerin resimlerini taşıyan yakınları Generalin evinin önünde arada bir şiddetlenen gösterilere girişirler, yok olanların resimlerini bastırdıkları kâğıtları ev halkının üzerine yağdırırlar. Eylemcilerin saldırganlıkları yüzünden General ve karısı, kocası “kayıplara karışmış” kızıyla torunu, evin emektarı ve generalin koruması, eve kapanmak zorunda kalırlar.

Lüks villanın hizmetkârları olaylar başladığında işi bırakmış olduklarından, aile bireylerinin dışarıdakilerin çığlıklarından ya da müziklerinden oluşan kesintisiz fon sesi eşliğinde suçlulukları inkâr ettiği ya da baskı altında tuttuğu bu klostrofobik mekâna genç hizmetçi kadın Alma da katılır. Genç yaşına rağmen kocası kayıp, iki çocuğu ölmüş evli bir kadın olan Alma’nın gelişiyle, ortamda beklenmedik olaylar gelişmeye başlar. Garip ağlama sesleri duyan Monteverde, bu seslerin peşinde elinde tabanca hizmetçi odasına dalar, sular içinde bulduğu Alma’ya tecavüz etmeye, belki de öldürmeye yeltenir. Generalin karısı kendini ülkenin kırsalında iki çocuğuyla kaçmaya çalışan bir kadın olarak bulduğu kâbuslar görür. Generalin kızıyla karısı dışarı baktıklarında eylemciler arasında resimlerdeki ölülerin de bulunduğunu görürler. Bir tek Generalin ergenliğe adım atmak üzere olan kız torunu, Alma ile sıcak bir ilişki kurar.

Boğulan çocuklar, vahşice öldürülen insanlar, kaybolanlar ve yok olanlar hatırlandıkça var olmaya ve intikamlarını istemeye başlarlar. Bu intikam dışardan değil evin içinden bile gelse, yetkililer, “dillendirilmesinin ucu bize de dokunur” korkusuyla örtbas ederler.

Jayro Bustamante gerçekçi ve çarpıcı öyküsüne, fantastik boyutu büyük ustalık ve beklenmedik bir inandırıcılıkla yedirir. Doğaüstü olarak algılanabilecek olaylarda sekanslar, birer minik ayrıntıymışçasına çok kısa sürerler. Film adını Guatemala folklorundan, çocuklarının ölümünden sonra sonsuza dek dolanmak zorunda kalan bir hayaletten alır ama, Bustamante Alma’nın Monteverde iktidarında iki çocuğuyla birlikte öldürülmüş bir kadının hayaleti olduğunu hiçbir zaman iddia etmez. Alma, belki de çocuklarını kaybetmiş gerçek bir kişidir.

Ancak bu büyülü, büyüleyici ve şiirsel anlatım, yanında son derece katı ve keskin bir adli ve toplumsal eleştiri getirir. Enrique kesinlikle, 1980’lerdin başında bir askeri darbe ile yönetime el koyan ve sıkıyönetim ilan ederek ülkenin en kanlı dönemini demir bir yumrukla yönetmiş olan Efrain Ríos Montt’u simgeler. 2013’te soykırımdan hüküm giymiş olan Montt’un mahkûmiyet kararı da bozulmuştur. Bu açıdan Bustamante, “Ağlayan Kadın”ın tüyler ürpertici finaliyle adaletten yoksun bırakılmışların çığlığını nihayet duyurmayı başarır.

Sonuç olarak, geçmişin suçlarının günümüze yansımasının trajik öyküsünü, Latin Amerika kültürünün karanlık mitoslarından esinlenen büyülü gerçekçi bir gerilim filmi olarak aktaran, adaleti masallardan çıkma bir hayaletin intikamıyla ararken izleyiciyi sistematik vahşetle yüzleşmeye davet eden usta işi bir çalışma. Hatta bir başyapıt.

ÖNEMLİ NOT : Lütfen filmin final jeneriğinin tamamını mutlaka izleyin. Yazıları için değil, müthiş başarılı bir çevirisini de bulacağınız Ağlayan Kadın’ın olağanüstü şarkısı La llorona delos Cafetales’i başından sonuna dinlemek için.

Yönetmen : Jayro Bustamante

Senaryo : Jayro Bustamante, Lisandro Sanchez 

Görüntü Yönetmeni : Nicolás Wong

Kurgu : Gustavo Matheu, Jayro Bustamante

Müzik : Pascual Reyes

Oyuncular : María Mercedes Coroy, Sabrina De La Hoz, Margarita Kenéfic, Julio Diaz, María Telón, Juan Pablo Olyslager, Ayla-Elea Hurtado

Guatemala-Meksika / Suç-Korku-Dram / 97 Dk.

Film notum:
İLEAğlayan Kadın
KAYNAKAğlayan Kadın
Önceki yazıSır : Hayal Etmekten Korkma / The Secret : Dare to Dream
Sonraki yazıMank

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz