Mutlu aileler birbirlerine benzer, her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır…

Lev Tolstoy-Anna Karenina

Tükenme ve Kaçma…

Vasil Amashukeli ve Tengiz Abuladze‘den beridir Gürcü sineması diğer Sovyet rejiminin yıkılmasından sonraki ülkeler içinde en parlak film örneklerini sunan Kafkas Cumhuriyetlerinden kuşkusuz. Bu sene içinde ülkemizde de gösterime giren Levan Akin imzalı “Ve Sonra Dans Ettik“, İlyas Salman‘ın da rol aldığı başarılı yapım “Mısır Adası” ile çok beğenilen ve Oscar’a da aday gösterilen Zaza Urushadze imzalı 2013 yapımı “Mandalina Bahçesi” filmleri dünya sineması ile yaraşır başarılı filmler olarak ilk akla gelenlerden…

Yönetmenliğini “Nana Ekvtimshvili” ve “Simon Groβ“un üstlendiği 2017 yılı Netflix yapımlarından “My Happy Famıly” filmi de Gürcü sinemasının tüm o ince insan duyarlılıklarına sahip yapısını içinde taşıyan bir film. Gürcistan yapımları da tıpkı, özellikle İran sineması benzeri, ince duyarlılıkları, hisleri belirli konu ve estetik biçimle yansıtan, minimalist unsurları ile ayırt edilebilen bir yapıya sahip. “My Happy Famıly” filmi de daha işin başında iken bu özellikte film olacağını hemen hissettiriyor bize.

Tiflis’te edebiyat öğretmeni olan Manana (la Shugliashvili) 50’li yaşlarında bir edebiyat öğretmenidir. Babası, annesi, eşi ve çocukları ile birlikte kalabalık bir evde ikamet eder. Bu kalabalık hal sadece nicelik yönüyle değil, aynı zamanda evdeki karmaşa itibariyle de böyle.

Ev çok gürültülüdür bir defa. Bir yandan kızları Nino (Tsisia Qumsishvilli) ile damadı Vakho (Giorgi Khurtsilava) arasındaki problemler, öte yandan sürekli ölümü düşleyen baba Otar’ın (Goven Cheisvili) huysuzlukları, annesi Lasha’nın (Giori Tabidze) susmak bilmez, hep şikayetçi yapısı itibariyle çok mutsuz görünür Manana evde. Eşi Soso (Merab Ninidze) da kendisini hiç anlamaz, gözüne bakmaktan bile kaçınır, sadece ilgili görünür. Bunun en önemli göstergelerinden birisi Manana’nın yalnız kalma istemine aykırı olarak eşinin tüm yakınlarını Manana’nın 52. yaş gününe çağırması olur. Manana evde kalabalık görünce içerideki seslerden kendisinin istememesine karşın tüm komşuların, yakınların çağrıldığını görür. Odaya girmek istemez, ancak Soso kendisini emrivaki odaya sokar. Manana tüm sevgi gösterilerinin altında yine de hüznünü balkonda yansıtır.

Açık kalan TV ekranında, kamu spotu şeklinde “…mutlu anne dediğin huzurlu bir annedir. Kendini aileye adayan, çocuklarını büyüten…” denilmekle Manana’nın patriyarkal toplum cenderesi içinde sıkışacağı ön izlenimini hemen ediniyoruz. Ve gerçekten de böyle oluyor. Manana kendisine Tiflis’in önemli semtlerinden olan Varketili’de yeni bir ev tutmaya karar verir. Ancak ailenin tüm bireyleri, bağımsız bir kişilik edinmek isteyen ve en önemlisi de yalnızlığa ve sessizliğe hasret kalan Manana’yı bu fikirden geriye döndürme derdine girer. Bu kararı açıklarken ki ev içindeki kopan büyük gümbürtü, sonrasında abisi Rezo’nun (Dimitri Oragvelidze) öncülüğünde aile büyüklerinin toplanarak Manana’yı kendilerini ele güne rezil etmemesi için uyarmaları hep Manana’nın bu feminen çıkışına eril toplum tepkisi olarak görünüyor. Manana aslında yapısı itibariyle duyarlıdır, bunu sınıf içindeki bir öğrencisinin dersleri takip etmemesi üzerine öğrenciyle yaptığı konuşmadan ya da kızı Nino’nun evliliğinde yaşadığı sorunlara müdahalesinden de bir parça görüyoruz.

Ve filmin sonlarında oğlu Lasha’nın (Giorgi Tabidze), Kitsi (Mariam Bokeria) ile olan evliliğinde annelik vasıflarını yitirmemesinde de yansıyor izleyene. Ancak, onun uzaklaşmaya, kendisini yeniden bulmaya ihtiyacı vardır. Zira, küçük bir evde, onlarca kişinin birbirlerini anlamaksızın bir arada kalmalarının aslında hiç bir soruna katkı sunmadığının farkındadır. Sabah uyandığında dolabın gıcırdaması nedeni ile kızından azar işitmesi ya da pazarda yanlışlıkla sebzelerin karıştırılmasının, büyük bir mesele haline getirtilip birer hakaret öğesi olarak annesi tarafından kendisine yöneltilmesi kişiliğini ezen unsurlardır. Artık yeni evinde, penceresini açarak huzura işaret eden rüzgar ile yaprağın bir bakıma valsı eşliğinde Mozart‘ın Türk Marşı‘nı dinlemesi, en azından gürültüsüz, özlem duyduğu bir huzuru bir parça yakaladığını gösterir. Ancak burada da yine kopamaz sorunlardan. Abisi Rezo’nun mahalledeki kişilere kardeşine göz kulak olmasını istemesi gibi, kendisine alan bırakılmama duygusunu uzaktan da hisseder. Hatta filmin finalinde bu durum tam bir skandala da yol açacaktır…

Bir Parça Yalnızlık, Hepsi Bu…

My Happy Famıly” filmi, iki saati aşkın yapısı itibarıyla, kimi yan konuları ile kendisini başarıyla izleten bir yapım. Tıpkı yine kendisi gibi 50’li yaşlarında olan “Gloria” filminin kahramanı gibi aslında kendi dönüşümünü ancak kendi yalnızlığında bulabilecek ve cesur karar alabilen bir kadın portresini sunuyor bize. Ancak film bir yerden sonra ümitsiz bir tablo da sunuyor. Zira, kendi dünyasını kurmaya kararlı Manana nereye giderse gitsin o özlediği mutlak huzuru bulamıyor. Yıllar sonra okul arkadaşını pazarda görmesi, sonrasında ise mezun olan arkadaşları ile bir partide buluşması yine aynı anlayışsız dünyanın bir başka parçası ile yüzleşmesini çıkartıyor.

Arkadaşlarının kendisine eşi Soso’nun sevgilisinden bahsetmesi, hatta çocuğunun olduğunu gayet eğlenceli bir dille anlatmaları ve sonrasında da ondan tüm itirazlarına rağmen şarkı söylemesini istemeleri aynı duyarsızlığın bir başka yönden parçaları görünümünde. Aslında her nereye giderse gitsin, mutlak bir yalnızlık bulamamakta Manana. Bu haliyle herkes geveze, ancak bir o kadar da duyarsız. Annesi Lasha’dan, ev sahibi kadına, eşinden, ağabeyine kadar herkes aslında onun dünyasına hep rahatsızlıklar veren ve sadece “konuşan” kişiler. Ve filmin finali de çeşitli soru işaretlerini içinde barındırıyor…

Konunun bu haline uyan yalın bir anlatım diline sahip film. Bunu özellikle kalabalık ev sahneleri ve Manana’nın yeni taşındığı ev anlatımlarında karşıtlığı hissettiren ses kullanımı ile de çok başarılı yansıtıyor. Ancak bunu yaparken durağan bir anlatım tercih edilmemiş. Yeni yan konularla film daha seyri mümkün hale getirilmeye çalışılmış.

Film, gerek renk, gerekse kostüm ve Tiflis’in yer yer karamsar ama bazen de neşeli insan tasvirlerini sunmada başarılı. Ancak bazen Manana’nın yalnız kalma ihtiyacını izleyiciye daha berrak sunmak adına yan konularının yüzeysel olarak ele alındığını görmemek de mümkün değil. Özellikle Vakho’yu bir başka kız ile görmesi ve sonrasındaki boşanmaya giden süreçler çok hızlı bir anlatımla ve bu açıdan da yüzeysel olarak ele alınmış. Kuşkusuz filmin en önemli artı hanesine yazılanı hiç kuşkusuz nefis Gürcü halk müzik ezgilerinin yer yer kulağa o hoş gelen tınılarını duymamız. Manana da taşındığı evinde çalabilme imkanını bulduğu o gitarı ile özlemini yansıtır şarkılarına…

…Beni görmezden geldin, uzak durdun.

Madem aşk nedir bilmezdin, neden bana geldin.

Bedenimi örtecek mezar taşım ol…

Netflix’de gösterilen My Happy Famıly, ayakta kalmaya çalışan kadın duyarlılığını incelikle işleyen, izlenmeyi hak eden Gürcistan yapımı başarılı bir film… Kaçırmayın…

Yönetmen : Nana Ekvtimishvili, Simon Groß

Senaryo : Nana Ekvtimishvili

Görüntü Yönetmeni : Tudor Vladimir Panduru

Kurgu : Stefan Stabenow

Oyuncular : Ia Shugliashvili, Merab Ninidze, Berta Khapava, Tsisia Qumsishvili, Giorgi Tabidze, Dimitri Oragvelidze, Giorgi Khurtsilava, Goven Cheishvili

Gürcistan-Almanya-Fransa / Dram / 120 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here