DİRİLİŞDiriliş filminin yönetmen koltuğuna, senaryo ve yapımcılığını da üstlenen 1963 Meksika doğumlu Alejandro González Iñárritu oturmuş. Birçok festivalden ödülle dönen başarılı yönetmen Iñárritu’yu 11 Eylül (2012), Paramparça : Aşklar Köpekler (2000), 21 Gram (2003), Babil (2006), Biutiful (2010) ve Birdman (2014) gibi ses getiren filmlerden tanıyoruz. Geçen sene Birdman ile üç Oscar ödülü kazanan yönetmen, son filmi Diriliş ile 12 dalda Oscar’a aday gösterilerek kendi çapında bir rekora daha imza atmış oldu. Peki, hak etti mi? Elbette ki evet. Diriliş, bence bugüne kadar yaptığı en iyi film. Daha 1 hafta önce düzenlenen 2016 Altın Küre ödüllerinde ”En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Film, En İyi Müzik” dallarında ödül sahibi olarak büyük sükse yaptı. Yönetmen, senaryosu, kurgusu, müziği, kamerası, makyajı, görsel efektleri ve oyunculukları ile 4/4’lük bir film ortaya çıkarmış. Michael Punke‘un, yaşanmış gerçek bir hikayenin anlatıldığı ”A Novel Of Revenge” isimli romanından senaryolaştırılan film, daha ilk sahnesi ile sizi içine alıyor ve bitene kadar bırakmıyor. Yönetmen filmini, gerçeğe uygun çekebilmek için 1800’lü yılların sert iklim koşullarına uygun düşen Kanada ve Arjantin’i tercih etmiş. Önce filmi özetleyelim, sonra sohbete devam edelim.

DİRİLİŞ

Kızılderili eşini kaybetmiş İskoç kökenli bir avcı olan Hugh Glass (Leanordo DiCaprio), 19. yüzyılda Amerika sınırının 1823 yılında Dakota olarak bilinen bölgenin vahşi doğasında oğlu ve ekip arkadaşları ile birlikte Kürk avcılığı yaparak geçimini sağlamaktadır. Ekip, kızılderililerin saldırısına uğrar ve birkaç kişi saldırıdan kurtulur. Hugh, karınlarını doyurmak için ava çıktığı sırada iri bir boz ayının saldırısına uğrar. Ekip, ölümcül bir şekilde yaralanan Hugh’u kar ve buzda taşıyamadıkları için para karşılığında iyileşene kadar yanında kalmayı kabul eden John Fitzgerald’ı (Tom Hardy) ve oğlunu bırakıp yola devam ederler. John, bir süre sonra Hugh’un oğlunu öldürür ve Hugh’un da öleceğini düşünerek toprağa gömüp yola çıkar. Hugh, ağır yaralı olarak tek başına kaldığı vahşi doğada hayatta kalma ve intikam mücadelesi vermeye başlar…

DİRİLİŞ

Orijinal bir konu yakalayan yönetmen, filmini tamamen doğal ışıkla çekerek, muhteşem doğa ortamının gerçek yüzünü seyirciye göstermek istemiş. Gerçek doğa ortamı görselliği ile desteklenen senaryo, Oscar ödüllü sinematograf Emmanuel Lubeski’nin olağanüstü dış çekim ustalığı ile birleşince beyaz perdeye seyircinin ağzının açık kalacağı görüntüler yansımış. İnarritu’nun, Caprio’nun boz ayının saldırısına maruz kaldığı yakın plan sahnesi, atın iç organlarını çıkarıp soğuktan korunmak için içine girme sahnesi, derenin içindeki kavga sahneleri olağanüstü bir çalışma. Yönetmenin, dantel gibi işlediği hayatta kalma ve intikam öyküsü, Leanordo DiCaprio ve Tom Hardy’nin muhteşem oyunculukları ile taçlanmış. Ben, ilk kez Caprio’yu bu kadar çok beğendim ve oyunculuğuna hayran kaldım. Oscar’ı bu kez kucaklayacağına yürekten inanıyorum. Tom Hardy ise uzun zamandır takibimde olan bir oyuncu. Onun üst düzey oyunculuğunu izlemek ayrı bir keyf veriyor izleyiciye. Bir oyuncu bu kadar mı iyi olur? Oynadığı her rolün hakkını veriyor, her rolün altından başarı ile kalkıyor.

DİRİLİŞ

Sözün özü: Vahşi doğanın kucağında maceranın, heyecanın, gerilimin, dramın, aşkın, ailenin, arkadaşlığın ve ihanetin iç içe yaşandığı gerçek bir konu, muhteşem bir doğa ve sıradışı oyunculuk resitali görmek isteyenlerin kaçırmaması gereken bir yapım Diriliş. Ben çok beğendim, bakalım siz beğenecek misiniz? İyi seyirler.

Film notum:

DİRİLİŞ

2 YORUMLAR

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here