Evlen Benimle / Marry Me

ROMANTİK KOMEDİ OLDUĞUNU KABUL ETMEK…

Özellikle Hollywood sinemasının sık sık örneklerini sunduğu ‘romantik komedi’ tarzındaki filmler, çoğu kez hem gişe açısından hem de ‘rahat izleme’ açısından adeta ‘garanti’ taşır… Bu film türünü seven sinema severler ilk etapta dokunaklı bir aşk hikayesi, estetik açıdan hoş görüntüler, çok gerçekçi olmasa da inandırıcı bir senaryo ve tabii ki bu tür filmlere uyabilecek oyuncular ararlar. Bazı romantik komediler ise sadece bu asli görevlerini yerine getirmekle kalmazlar aynı zamanda hikayede öyle özel bir ton ve atmosfer yaratırlar ki film, benzerlerinden açık bir şekilde ayrışır hatta aynı tarzdaki diğer yapımların referans alacağı bir sonuca ulaşır.

Aslında başarılı ‘romantik komedi’ yapmak bizce önyargıların aksine zor bir görevdir. Bu tarz filmlerde ‘light’ bir hava, sonunu kolayca tahmin edebileceğimiz bir senaryo ve oyunculuk yeteneğinden ziyade izlemekten hoşlandığımız güzel aktrisler ve yakışıklı aktörler bulunur. Ama bu yüzden bu filmleri küçümsemek, hepsini ‘aynı kefeye’ koymak bizce bazı örneklere karşı haksızlık olur. Sonuçta beklentileri karşılaması hele bir de bunu ortalamanın üstünde bir şekilde yapması bir filmi en azından dürüst olarak nitelendirmemiz için yeterli olacaktır.

Bu hafta gösterime giren ‘Marry me’ de bu rotadan şaşmıyor: biraz ‘Nothing Hill’i (bizce bu film çok daha başarılı bir örnekti!) andıran bir şekilde evlenmek üzere olan dünyaca ünlü bir şarkıcının, bir aldatma haberiyle sarsılması ve bu esnada kızının zoruyla konserine gelen sıradan bir adamla ‘ayaküstü’ evlenmesini ve sonrasında bu iki çok farklı kişinin ‘göstermelik’ evliliklerinin dışına taşıp birbirlerine giderek daha fazla yakınlaşmasını anlatıyor. Doğal olarak bu ilişki, iki karakterin ayrı dünyalarından dolayı zaman zaman ‘aksamalar’, kopmalar ve zorluklar yaşasa da sonuç olarak mutlu bir sona bağlanıyor. Herhalde bunları anlatarak ciddi bir ‘spoiler’ vermiş olmuyoruz!

Marry me’nin ‘lokomotif’ görevini ve en dikkat çekici yanını tabii ki Jennifer Lopez üstleniyor. Lopez’in canlandırdığı Katalina Valdez (kısa adıyla Kat) tam anlamıyla oyuncunun gerçek hayattaki yerinin bir yansıması! Bilindiği üzere Jennifer Lopez de Kate gibi belli bir yaşa gelmiş olmasına rağmen cazibesinden ve popülerliğinden hiçbir şey kaybetmemiş bir oyuncu/şarkıcı ve tam anlamıyla ‘star’ mertebesine ulaşmış bir isim… Hatta oynadığı Kat karakterinin özel hayatında yaşadığı sarsıntılar ve başarısız evlilikler bile kendi hayatıyla benzerlikler taşıyor. Hatırlanacağı üzere Jennifer Lopez de birçok kere evlenmiş (biri Marc Anthony’le olmak üzere) ama her biri ayrılıkla sonlanmıştı.

Dolayısıyla biraz ‘kendini’ oynayan Lopez belki de kariyerindeki en kolay ve kendisine en benzeyen rolü oynuyor. Seyirci olarak asıl odak noktamız da doğal olarak Lopez’in oyunculuğundan çok onun filmde birçok kez sergilediği sahne performanslarına kayıyor.

Değindiğimiz gibi filmin senaryosunda da bilindik ama rahatsız etmeyen şablonlar mevcut: önce bir ‘yıldızın’ ışıltılı ama bir o kadar da ‘koşuşturmalı’ hayatına tanık oluyoruz. Sonra kendisiyle aynı mertebede olan, ‘ideal’ görünen birisiyle evlenecekken son derece sıradan, öne çıkan bir özelliği olmayan bir adamla evlenmesini ardından da bu iki kişinin ufak ufak kendilerine yabancı olan dünyalarına ‘dalmasını’ izliyoruz.

Film ilerledikçe yönetmen herkesin hayran olduğu ve imrendiği Kat’in hayatının göründüğü kadar ‘toz pembe’ olmadığını gösteriyor. Onca üne ve zenginliğe rağmen Kat sürekli kendisini oradan oraya koşturan bir ‘ekibin’ kıskacında… Menajeri, makyajcısı, medya sorumlusu, özel kameramanı, danışmanları kısaca bir dolu kişi onun hayatını yönlendirmekle, programlamakla meşgul! Belki de Lopez burada, kendi hayatının da o kadar kolay olmadığını söylemek istiyor.

Kat’in bir sinir krizi sırasında, sahne üstünde tanımadığı ama evlendiği Charlie Gilbert’le olan ilişkisine bakarsak… Burada da şaşırtıcı bir olay akışı yok: Kat önce birkaç hafta içinde bitirmeyi düşündüğü bu evliliği, Charlie’yi tanıdıkça sürdürüyor. Onun basit, sade ve gösterişsiz hayatı ona yabancı olduğu kadar çekici de geliyor ve onun hayatına girdikçe aradığı sıcak, samimi ve gösterişsiz havayı buluyor. Burada (yine Nothing Hill’den hatırladığımız!) ‘Ben bir yıldızım ama aynı zamanda da bir kadınım!’ teması vurgulanıyor.

Jennifer Lopez’in karşısındaki Owen Wilson ise görevini layığıyla yerine getiriyor. Gerek kızıyla geçirdiği (karısıyla ayrılmış) gerek Kat’in ışıltılı dünyasına ‘ayak uyduramadığı’ gerekse de onunla bir şekilde iletişim ve yakınlık kurduğu zamanlarda sade ama dozunda bir oyunculuk sergiliyor.

Sonuç olarak ‘Marry me’ tabii ki türün en başarılı örnekleri olan ‘When Harry met Sally’, ‘Pretty Woman’ veya ‘Nothing Hill’ gibi filmlerin arasına katılamayacak hatta bizce izledikten sonra da sinemaseverlerin aklında pek bir iz de bırakmayacak ama yine de hoşça vakit geçirtecek ve fazla konsantrasyon harcamadan bir film izlemek isteyen seyirciler için uygun bir tercih! Bir de tabii Jennifer Lopez hayranları için bulunmaz bir fırsat!

Lopez’in seslendirdiği ”Marry Me / Evlen Benimle” şarkısı da akılda kalıcı oldukça güzel bir beste. Genç çiftlere küçük bir tiyo… Evlenme eşiğinde olan sevgililer, 14 Şubat Sevgililer gününde bu şarkı eşliğinde sevdiğinize evlenme teklifi yapmak şık olabilir.

Ne dersiniz?

MARRY ME

Yönetmen : Kat Coiro

Senaryo : John Rogers, Tami Sagher, Harper Dill

Görüntü Yönetmeni : Florian Ballhaus

Kurgu : Michael Berenbaum

Müzik : Maluma, Jennifer Lopez

Oyuncular : Jennifer Lopez, Owen Wilson, Maluma, Sarah Silverman, Chloe Coleman, John Bradley, Utkarsh Ambudkar, Katrina Cunningham, Jimmy Fallon, Brady Noon, Stephen Wallem, Ryan Foust, Michelle Buteau

ABD / Romantik-Müzik-Komedi / 112 Dk.

Film notum:
İLEEvlen Benimle
KAYNAKEvlen Benimle
Önceki yazıNil’de Ölüm
Sonraki yazıCoda

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz