Anasayfa Film Eleştirisi ve Yorumlar !f İstanbul 2018 Etgar Keret: Gerçek Bir Hikayeden Uyarlanmıştır

!f İstanbul 2018 Etgar Keret: Gerçek Bir Hikayeden Uyarlanmıştır

90
0

!f İstanbul 2018 Etgar Keret: Gerçek Bir Hikayeden Uyarlanmıştır

!f İSTANBUL 2018 / SANAT HAYAT İÇİNDİR

Mutlu olmayı öğrenmek istiyorsanız önce hüznün ne olduğunu öğrenmelisiniz.” Etgar Keret

1984 yılında Amsterdam’da doğan Stephane Kaas, Rietveld Akademisi ve Hollanda Film Akademisi’nde eğitim almış. Birçok film festivalinde, internette ve televizyon kanallarında gösterimi yapılan çok sayıda kısa belgesel, kurmaca ve satirik filmin yönetmenliğini üstlenmiş. “Etgar Keret: Gerçek Bir Hikayeden Uyarlanmıştır” (2017) ilk uzun metraj belgesel çalışması.

Yaratıcılıkta sınır tanımayan kısa hikayelerinde, gerçek ve fantastik unsurları bir araya getirmesiyle tanınan ünlü Israilli yazar Etgar Keret hakkında yapılmış bu ilk belgesel, yazarın üslubuna sadık kalarak, dünyayla ilgili anlattığı kendine has hikâyelerin perde arkasını araştırırken, yönetmen eşi Shira, çocukluk arkadaşları, Jonathan Safran Foer ve Ira Glass gibi ünlü çalışma arkadaşlarıyla yapılmış söyleşilerle, Keret‘i Tel Aviv’deki yakın çevresinden, New York kitap turuna kadar farklı anlarda yazarın dünyasında gezinmenin keyfini yaşatıyor.

Dünya edebiyatının en genç yıldızlarından Etgar Keret, Holokost kurtulanı bir anne babanın oğlu olarak Ramat Gan’da (İsrail) doğmuş. Çocuklara anlatılmayacak hiçbir şey olmadığını düşünen ebeveynlerinin öyküleriyle büyüyen genç adam, özgürlükçü karakteriyle taban tabana zıt askerlik yıllarında yakın bir arkadaşının intiharına şahit olmuş. Onu yazarlığa iten bu olaydan, yaşadığı gerçek olayları nasıl kurguya dönüştürdüğüne, hepimizin neden hikâye anlattığımıza dair son derece doğal ve samimi söyleşilerine anıları, yaşamış olduğu gerçekler, sınır tanımayan hayal dünyasının imbiğinden geçerek, filmde animasyonla anlatılan Keret öykülerine dönüşüyor.

Etgar Keret: Gerçek Bir Hikayeden Uyarlanmıştır”; gerçekler, uydurmalar, yalanlar ve sanata olan sevgiyi bir araya getirerek, Keret’in motivasyonlarını derinlemesine incelerken, yazarın hikayeleri kadar keyifli ve eğlenceli bir seyirliğe dönüşüyor..

İlk günün ilk seansında festivalin en güzel sürprizi olarak izlediğimiz film bittiğinde !f istanbul tanıtım kitapçığında da belirtildiği gibi gerçekten de “Sinemadan hoplaya zıplaya çıktık!”


“DREAMİNG MURAKAMİ/ MURAKAMİ’Yİ DÜŞLEMEK

Murakami’yi çevirmek demek; onun yalnız, hülyalı karakterleriyle aynı rüyayı paylaşmak demek midir?

1988 doğumlu Hint asıllı Danimarkalı yazar-yönetmen Nitesh Anjaan, Kopenhag Ticaret Okulu İşletme ve İletişim Bölümünden mezun olduktan sonra Danimarka Ulusal Film Okulu’nda sinema eğitimi almış. Yönettiği ilk film, kişisel bir belgesel olan “Far from Home” (2014). “Kind of Blue” (2016) adlı bir roman yazdıktan sonra sinemaya dönerek ikinci filmi “Dreaming Murakami”yi (2017) çekmiş.

Mette Holm, 20 yıl kadar önce, Haruki Murakami’nin ismini kimseler bilmezken ilk romanlarını okumuş, o günden beri de binlerce saat çalışarak, Danimarkalı okuyucular için Murakami‘nin kafa karıştıran ve tartışılan dünyalarını çevirmiş, yazarın yalnız ve hülyalı karakterlerinin söylediklerinin Danca en mükemmel karşılığını bulmaya çalışırken, kendi dünyasında da gerçekler ve hayaller birbirine girmeye başlamış.

Murakami’nin ilk romanı “Kaze No Uta O Kike / Rüzgarın Şarkısını Dinle”yi çevirmeye başladığı günlerde, Tokyo metrosunda yürürken iki metre boyunda dev bir kurbağa onu izlemeye başlamış. Kurbağa, Mette’yi her yerde takip etmekte, sanki; derin uykusundan uyanarak dünyayı nefretiyle yok etmeye çalışan dev Solucan’la kavgasına çevirmeni de dahil etmek istemektedir…

Yukarıdaki tanıtım yazısını okuduğumda “Murakami’yi Düşlemek” filminin, keşfettiğim günden beri tapılacak bir deha olarak gördüğüm, destansı “1Q84”ü dahil bütün kitaplarını okuduğum Haruki Murakami‘nin, hem gerçekçi hem düşsel o benzersiz paralel evrenine bir kapı açacağını düşünmüştüm. Bu sebeple, zaten gizemli bir yönü de olan Murakami’nin eserlerini Danca tekrar söylemenin zorluklarına değinen, Mette Holm’un sorunlarını titizlikle inceleyen bu belgesel benim için bir hayal kırıklığı oldu. Dev kurbağalı fantastik bölümlerin bile Murakami’nin okudukça izleyiciyi içine alan bitirene kadar bırakmayan ve bittiğinde tekrar içine girmek isteyeceği dünyasına sokamadı beni Düşleyemedim Murakami’yi!

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here