Ölü At Nebula

heyecan verici bir ilk film “Nebula”..

Çeşitli uluslararası festivallerde “Dead Horse Nebula” adıyla gösterilen, İstanbul prömiyerini İKSV Film Festivali’nde yapacak olan “Nebula”, yazar-yönetmeni Tarık Aktaş’a 71. Locarno Film Festivali’nde “ En İyi Yeni Yönetmen” ödülünü kazandırmış.

1982 yılında Almanya’da doğan, İstanbul’da yaşayan Tarık Aktaş, fotoğraf ve video alanında lisans öğrenimi boyunca çeşitli kısa filmler çekmiş, video-art çalışmaları gerçekleştirmiş. 2012 yılından başlayarak çeşitli üniversitelerde, film yapımı ve senaryo alanlarında ders vermenin yanı sıra, çeşitli medya projelerinde danışman olarak görev almakta.

İstanbul Film Festivali kapsamında gerçekleştirilen Köprüde Buluşmalar etkinliğinde 250 film arasında ilk 8’e girerek büyük ödül olan Film Geliştirme Ödülü’ne de hak kazanan, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü Yapım Desteği fonunu alan “Dead Horse Nebula”, ilk uzun metraj filmidir.

Hem olağanüstü gerçekçi, hem metaforik anlatımıyla “Nebula”, anılarda, yazar-yönetmenin, karakterlerin ve hatta izleyicilerin anılarında çıkılan şiirsel bir keşif yolculuğunun öyküsüdür..

Hay, yedi yaşındayken açık arazide bir at ölüsü bulur. Önce biraz şüphe, biraz da korkuyla baksa da, bu cansız beden merakını uyandırır, gözlemlemeye ve eline aldığı bir sopayla dürtmeye ve deşmeye başlar. Yetişkinler için kurtulunması gereken bir soruna dönüşen at ölüsünün yok edilme çabaları, karabasansı bir absürd kara komediye dönüşür.

Bu giriş bölümünün ardından giren jenerikten sonra, yirmili yaşlarındaki Hay’ı kurban bayramında, kaçan bir koyunu kovalarken görürüz. Koyunu yakalayıp sırtladığı andan itibaren koyunla arasında oluşmaya başlayan bağ, hayvanın boğazını keserken yanlışlıkla kendi bacağını da kestiğinde, kanlarının birleşmesiyle garip bir bütünleşmeye dönüşür.

Bu olay, Hay’ın çocukluk anılarını bilinçli şekilde, özüne inerek derinlemesine irdelemesine yol açacak, çıktığı içsel yolculukta, madde ile canlının uyumuna, ruhun doğadaki yerine adım adım tanık olmaya başlayacaktır…

Bu arada ilginç bir tanık, kimi zaman merakla, kimi zaman dalga geçerek yer yüzeyinde gelişen olayları göklerden izlemektedir. Kilit olaylarda ortaya çıkan bir kerkenez kuşudur bu. Şahin familyasından olan bu uçucunun önemli özelliği, kendini kanat hareketleriyle gökte sabitleyerek aşağıları gözlemleme yeteneğidir. Çocuk Hay at ölüsünü bulmadan önce bir kuyuya bakarken gökte yansıma olarak görülen kerkenez, ötüşüyle Hay’ın kendi çocuk hâliyle karşılaştığı sahneyi haberler ve filmin etkileyici finalinde tekrar ortaya çıkar.

Tarık Aktaş, oyuncularından çok etkileyici bir gerçekçi tolu performans elde ediyor. Gerçekçi sözcüğü bile yazarken az geliyor bana. Barış Mert Bilgi, Ali Yavuz Ilman, Ömer Bora, Serkan Aydın, Dilara Topuklular, Hasan Türker, Serkan Özsalgıncı ve Mümin Süren yaşayan gerçek karakterler olmuşlar. O kadar ki film sonrası bir izleyici tüm oyunculukların doğaçlama olup olmadığını sordu. Aktaş, tüm diyalogların senaryosunda aynen var olduğunu, sadece konuşma diline aktarabilmek için kimi sözcüklerde ufak değişiklikler yapıldığını söyledi. Görüntü yönetmeni Necmettin Akdeniz’in uzun sabit planlarına ve kadrajlarına hayranlığımızı ifade ettiğimizde de filmin çekimine başlamadan önce tamamının storyboard’larını çizmiş olduğunu ve çekimleri ona göre yaptığını ekledi.

Çoğu sinemacımız inatla kırk kez çiğnenmiş sakızları kırk birinci kez çiğnemeye ve izleyiciye çiğnetmeye devam ederken, hem doğa, insan, yaşam ve ölüm üzerine düşünen, hem de bunu etkileyici bir sinema diliyle yapan bir film tabii ki heyecan verici.

Yazıp yönettiği bu ilk uzun metrajlı filmi, Aktaş’ın geleceğin önemli “auteur” sinemacıları arasında yer alacağını müjdeliyor. Yolu açık olsun.

İKSV Film Festivali Uluslararası ve Ulusal Yarışmalarda Altın Laleye ve Seyfi Teoman İlk Film Ödülüne aday olan “Nebula” 14 Nisan’da festival kapsamında gösterilecek.

26 Nisan’dan itibaren de vizyonda olacak. Mutlaka izlenmeli.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here