Senin İçin Çıldırıyorum (Loco por Ella)Film başlığı önyargı oluşturup basit bir aşk filmi olarak algılansa da seyredildiğinde hiç de öyle olmadığı anlaşılacaktır. Şöyle söyleyeyim bir akıl hastanesinin elli metre ötesinden çekilmiş fotoğrafını yorumlatacak bir film olmuş. 

Loco por Ella Netflix’de Cuma günü gösterime girdi. Romantik-Komedi türünün ünlü yönetmen Dani de la Orden bu yeni filmiyle de,  anlatılan 100 dakikalık sabun köpüğü kıvamındaki romantik hikayeyi seyirciye sıkılmadan izlettiriyor…

Ulusal bir gazetenin yazarlığını yapan Adri (Álvaro Cervantes), gittiği bir barda Carla (Susana Abaitua) ile tanışır. İkili yaptığı anlaşmaya göre gece boyunca çılgınca eğlenecek, hoşça vakit geçirip sevişecek ve sonrasında birbirlerini tanımayacaktır. Bardan sonra ünlü bir otele geçip otelde yapılan düğüne katılan çift eğlenceli bir gece geçirdikten sonra damat ile gelinin balayı odasına girip sevişirler. Damat ile gelinin odaya gelmesi sonucu işler çığırından çıkar ve apar topar otelden kaçarlar. Carla, motosikletine atlayıp kaçarken montunu düşürür. Montu alan Adri,kendi yoluna gider; ancak hesapta olmayan duygular devreye girer,

Adri Carla’yı aklından çıkaramaz ve onu aramaya başlar, bunun için arkadaşlarına başvurur, günler sonra Carla’yı ulaşacak adres, montun iç cebinden yardım istediği arkadaşı tarafından çıkarılır. Bu adres, Ruh ve Sinir Hastalıkları kliniğidir. Carla’nın burada hasta olarak bulunduğunu öğrenen genç gazetecimiz hastaneye girmeye çalışır, hastanın yakını olmadığı için onunla  görüşemez. Carla ile iletişim kurmak için bir şekilde kendisini kliniğe tedavi olması gereken hasta olarak kabul ettirir. Adri’nin kliniğe girmesi ile akıl hastaları ve bipolar bozukluk tedavisi gören Carla ile yaşayacağı romantik-komedi dolu eğlenceli macera başlar…

Zaman zaman gülümseten, zaman zaman düşündüren filmde, kişileri çıkardığımız zaman iki kurumun resmini görüyoruz; erkek kahramanımızın çalıştığı gazete, kadın kahramanımızın tedavi gördüğü hastane. Küçük çaplı gazete kurumu başarısını ve okur sayısını artırmak için popüler ve ilginç konular ararken yine küçük çaplı bir hastane ise hastaları için ilginç tedavi yolları aramak yerine onları hastalıkları ile birlikte yaşamayı öğrenmelerini sağlamaya çalışmaktadır. Gazete patronu tahtasına çağımızın güncel konularını gazete çalışanlarının görüşlerini alarak bir bir sıraladığı zaman (Feminizm,LGBTIQ Topluluğu,Ekoloji,İklim değişikliği, Göç, Akıl hastalıklarının damgalanması,Nemfonamiler…) gerçekten günümüzde en çok konuşulan konular olduğunu görüyoruz.

Tabii patron bu kavramları tahtaya yazarken bilimsel kelimeleri değil de halk ağzındaki kelimeleri kullanması çalışanlarda hoşnutsuzluk yaratsa da seyirciyi güldürüyor. Diğer taraftan başhekim hastanenin anlayışını Adri’ye açıklarken şunları söylüyor:”Çoğu insan sevdiklerine yardım etmek istiyor ve nasıl yapacağını bildiğini sanıyor, insanlar buraya iyileşeceklerini düşünerek hasta getiriyorlar ama hayır, biz onlara kendileriyle yaşamayı, kendilerini kabullenmeyi öğretiyoruz ve bu uzun zaman alıyor, başkaları iyi hissetsin diye farklı davranmamayı öğretiyoruz. Akıl hastalığının zor yanı insanların senden sağlıklıymışsın gibi davranmasını beklemesidir.” Filmin en ciddi ve en can alıcı sözlerini aktarmadan geçmemek gerekiyor ki doktorun görüşlerine konuyu az-çok bilen biri olarak tamamıyla katılıyorum. 

Tabii ki film romantik komedi olduğu için eğlenceli bir tarzda senaryo yazılmış ama işin aslı, gerçeği bu kadar da eğlenceli değil. Yazının başlangıcındaki elli metre uzaklığı özellikle bu yüzden yazdım. Hastane içindeki beş-altı hastanın hastane içindeki  ilişkileri sevimli bir şekilde gösterilse de; obsession, paronoid şizofren, manik depresyon gibi ağır hastalıkların atak geçirdikleri zaman  kendilerine ve yakınlarına ne büyük acılar yaşattıklarını bilenler bilir. Bu hastaların ilaç kullanmayı bıraktıklarında kendilerine ve çevrelerine çok büyük zararlar verebileceklerini de. Yani filmdeki gibi eğlenceli ve maceralı kaçış hikayeleri ile sınırlı kalmıyor.  Filmde Carla’nın manik ve depresyon döneminde yaşadığı durumların gerçek boyutlarını  o komedi içerisinde yüzüme acı bir tokat gibi inmesini beklerdim şahsen…

Hastaların kendilerini kabullenmesi gibi karşı tarafın da onları iyileştirmeye çalışmaktan çok onları olduğu gibi kabul etmeleri ana fikrini veren filmde Adri de Carla’yı olduğu gibi kabulleniyor, yaşayacağı bütün zorlukları göze alıyor ve onu hastaneye geri götürüyor…

Gerçek aşk da budur zaten… 

Bırakın hastalığı, sağlıklı insanları bile olduğu gibi kabullenmekte zorlanan bizlere Doğan Cüceloğlu’nun “Var mısın”  kitabından okuduğum şu satırlarla cevap vermek isterim. Yüze değil, can’a odaklanalım…

Yönetmen : Dani de la Orden

Senaryo : Natalia Durán, Eric Navarro 

Görüntü Yönetmeni : Daniel Aranyó

Kurgu : Oriol Pérez Alcaraz

Oyuncular : Álvaro Cervantes, Susana Abaitua, Luis Zahera, Txell Aixendri, Luis Zahera, Clara Segura, Aixa Villagran, Paula Malia, Nil Cardoner

İspanya / Romantik-Komedi / 102 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here