Siccin 6

Artık bu ‘Cinler’ iyice sıkıntı vermeye başladı!

Bizim korku sinemamızda arka arkaya çekilen ve en azından kısa vadede sona ermeyecek gibi görünen ‘Cin’ temalı korku filmlerinin son halkası olan ‘Siccin 6’ bu hafta sinema salonlarımıza uğruyor. Korku ve gerilim filmlerine meraklı olan sinemaseverler için bu tür filmlerin sonucu genelde ‘hüsran’ oluyor çünkü yönetmenlerimiz nedense ‘Cin’ ve onun laneti dışında hiçbir konu bulamamakta diretiyorlar, korkutmaktan ziyade ‘anlık irkiltmeye’ çalışıyorlar, bir de bunun üstüne iki cümlede özetleyebileceğimiz bir senaryo ve vasat oyunculuklar eklenince ortaya yavan, çok vasat hatta ‘sıkan’ yapımlar çıkıyor.

Yönetmen Alper Mestçi’nin son filmi ‘Siccin 6’yı izlemeye giderken aslında umudumuz bir ‘tık’ olsun yükselmişti çünkü çok başarılı bir film beklemesek de, yönetmenin bu tür filmlerle sürekli haşır neşir olması (bilindiği kendisi ‘Siccin’ ve ‘Üç Harfliler’ serisinin yaratıcısı) ve belki biraz farklı bir şeyler deneme ihtimali, ufak bir umut yaratıyordu. Ancak yönetmen hiçbir yeni açılım aramadan, yine en aşina olduğu sularda geziniyor, aynı hikayeleri tekrar ediyor ve aynı tür bir korkuyu geveleyip yine bize sunuyor.

Orhan adlı genç adam, büyük tutkuyla bağlı olduğu eşini, genç bir yaşta kaybetmiş ve bunun travmasını atlatamamıştır. Bunun için adeta Şeytani bir anlaşma yapmış ve kaybettiği eşinin başka bir suret içinde ‘ölüler diyarından’ tekrar geri gelmesini istemiştir. Daha sonra bu anlaşmadan vazgeçip, tövbe etse de, salı vermiş olan kötü ruh bir aileye ve özellikle ailenin en büyük çocuğu Efsun’a musallat olur. Artık hem Efsun hem de ailesinin bütün fertleri tehlike altındadır.

Cin temalı korku filmleri, genelde taşrada bulunan taş evleri mekan olarak seçip, bunların içini genelde şık ama tekinsiz görünen eşyalarla doldurarak korkutucu bir ortam yaratmaya çalışıyor. Ancak bunun yanında da filmin asıl tehdidini oluşturan yani ‘Cinin’ veya ‘lanetin’ doğduğu yerler genelde izbe, pis ve kıyıda köşede kalmış karanlık yerler oluyor. Yabancı korku filmlerindeki kilise veya açık alan gibi geniş mekanlar, bizim sinemamızda (başlıca nedenlerinden biri de bütçedir herhalde!) pek tercih edilmiyor.

Yönetmen aslında bu filmde bu kaideyi biraz kırıyor ve lanetin doğduğu alanlar için, önceki filmlerinde olduğu gibi en köhne ve kötü mekanları kullanmıyor. Mestçi, yeni filminin mekanı için Nevşehir, Aksaray ve Ürgüp’ü kullanıyor, bazı sahnelerde ve final sekansında açık havayı tercih edip, kendi çapında bir yenilik katmaya çalışıyor. Ancak filmdeki ‘Cin’ saldırı sekansları, karakterlerin bunlara karşı mücadele sahneleri ve hikayenin gidişatı o kadar basmakalıp ve klişeleri boca eder şekilde önümüze geliyor ki, açıkça korkmuyoruz, daha çok (negatif anlamda!) rahatsız oluyoruz, yoruluyoruz. Filmin önceden tahmin edebildiğimiz her ‘rüya içinde rüya’ sekanslarında, kulakları sağır edecek düzeyde ses efektleri eşliğinde, ağır makyajdan yeni çıkmış Cinler, karakterlerin peşine takılıyor ve nereye bağlanacağı belli olmayan bu hikaye şaşırtmaya, irkiltmeye çalışıyor.

Bu Cin ‘overdose’u dışında filmdeki karakterler, benzerlerinde de olduğu gibi, başlarına musallat olan ‘Lanetin’ nedenini ve önleme yöntemini öğrenmek için, zaman zaman bazı Hocalara, Bilge kişilere danışıyorlar ancak buradaki diyaloglar da nerdeyse ‘Boş laf!’. Bütün bu ‘boş’ konuşmalar senaryoya hiçbir boyut katmadığı gibi, çok uzayınca filmin içine ‘girme’ (ne kadar oluyorsa artık!) çabamızın da önünü tıkıyor.

Özet olarak söylemek gerekirse, ‘Siccin 6’, benzerlerini aşırı (!) derece gördüğümüz ‘Cinli’ korku filmleri furyasının son örneği… Bu filmde de basmakalıp bir senaryo, Alper Mestçi’nin kendisine dip yaptıran sıradan bir yönetmenliği ve başarısız oyunculuklar göze batıyor. Ancak yine de ‘Cinli bir korku filmi izlemek istiyorum!’ diyen seyirciler, sıkılmayı göze alırlarsa, izleyebilirler. Bizden söylemesi!

Yönetmen: Alper Mestçi

Oyuncular: Merve Ateş, Adnan Koç, Dilara Büyükbayraktar, Fatih Murat Tekke, Sibel Aytan, Hüseyin Taş, Ergin Kılıkçıer, Deniz Kiziroğlu…

Ülke: Türkiye

Film notum:

4 YORUMLAR

  1. Çok güzel diye gittiğim filmden, bu nasıl film diye çıktım 🙂 arada sırada bağıran şeyler çıkıyor o da doğal olarak sıçratıyor. Onun dışında korkmanızı gerektirecek tek bir unsur yok. Hikayeyi iyi vermedi. Daha doğrusu hikaye yok gibiydi. Evde aklınıza bile gelmeyecek, korkutmayacak bir filmdi. 5 üzerinden 2 veriyorum.

  2. Eleştiri adı altında tırnak işaretini de kullanarak hararetvari kelimeler yazan ve işi çok çok iyi bilen vatandaş kimse, sektör onu bekliyor. Buyur kurtar bizi. El kamerası ile çok ilgi gören işler çıkaranlar var, bütçe falan bahane buyur bilirkişi olarak yap daha iyisini göster.
    Evet filmler saçma bir arap masalı olan cinler üzerinden aldı gidiyor bundan her korku filmi takipçisi zaten rahatsız fakat eleştirirken “boş laf” “boş konuşma” demektense, “şunu beklerdim” demek yapıcı eleştiri olur, esas kritik yapmak odur ve bir işe yarar. “Bunlar boş iş yapıyor” diyince sen bilirkişi onlar da kötü filmci olmaz. Ayrıca Siccin serisi her ne kadar jumpscare olarak bilinen yöntemi kullansa da birçok benzeri gibi, bunu başarılı bir hikaye ile de donatıyor. Bunu görebilmek için Siccin filmlerinin altındaki Amerika’dan Japonya’ya tüm dünyadan izleyicilerin yaptığı yorumlara bakmak yeterli. O yorumları yapanlar sizin gibi “bilirkişi” olmayabilirler fakat her birinin ülkesinde korku filmi çekiliyor ve her birisi bir kıyas yapıp Siccin’e hayranlıklarını belirtiyor. Demek ki insanlar istediklerini buluyor.
    Siz de o basmakalıp senaryo ve jumpscare olayından bağımsız, sırf izlerken korkuyu iliklerimize kadar hissedeceğimiz bir film yapın, yapamıyorsanız senaryosunu yazın (o bedava) ve verin bir yapımcıya, yönetmene. İşe yarar bir şey yapabiliyorsanız biri olmadı biri film yapar. Biz de görelim film nasıl yapılır, eleştiri nasıl olur.

  3. Bu tür filmlerin başından sonuna kadar sürekli görsel ve ses korku efektleriyle doldurulması yerine konuya odaklanması izleyiciye örnek,
    ibret yada mesaj ihtiva etmesi;filmi izlerken ve filmin sonunda izleyicilerin kendisine bir paye çıkarabilmesi açısından çok daha iyi olurdu!Konuya odaklanabildiğimiz yapımlar maalesef çok az sayıda!
    Görsel efektlerin çok renkli ve abartılı,ses efektlerinde çok yüksek ve anlaşılmaz olması,izlerken beni yoruyor!Ben böyle düşünüyorum!
    Filmi ekleyen ve sunan emek sahiplerine teşekkür ediyoruz tabii ki!

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here