Venom : Zehirli Öfke 2

Ölümcül Koruyucuların Hesaplaşması

Marvel” serisinin pandemi nedeniyle gösteriminin sekteye uğramasından ötürü uzun süredir merakla beklenilen filmlerinden “Venom: Zehirli Öfke 2”, dublajlı ve alt yazılı seçeneklerle bu hafta yaygın bir şekilde sinemalarda gösterime girecek. Serinin ilk filminde gazeteci Eddie Brock’un (Tom Hardy), andrenalin ile beslenen, simbiyoz halinde yaşayan, uzaylı bir organizmanın, başında Dr. Carlton Drake’nin olduğu firma tarafından insan deneklerle birleştirmeye çalışıldığı bir sırada, bu deneyleri topluma aktarırken yaşadığı sorunlarına odaklanılmıştı.

Zira firmada çalışan bir doktor, yapılan gizli deneyleri bu acar muhabire sızdırmış ve bu andan itibaren Brock, daha önce görülmeyen; amorf, esrarengiz, uzaylı görünümlü varlık ile karşı karşıya gelmişti. Öte yandan bir anti-süper kahraman olarak Venom, Brock’un tüm benliğini sarmıştı. Brock bir bakıma taşıyıcısı olduğu, gittikçe hayatını mahveden, ilişkilerini bozan bu yeni canlı türle mücadele ederken, aslında tehlikeli maceraların arifesinde olduğunun haberinde değildi…

Venom: Ne Onunla Ne Onsuz…

Senaryosunu İngiliz senarist, oyuncu ve televizyon yapımcısı Kelly Marcel’in yazdığı, bu hafta gösterime girecek serinin yeni bölümünde ise, Cletus Kasady (Woody Harrelson) isimli bir seri katilin hikâyesi bağlamında öykü çatısı kuruluyor. Cletus, cinayetin kendisi tarafından işlenmediğini savlarken, kendinden oldukça emindir. Kız arkadaşı olan Frances Barrison da (Naomie Harris) hapse konulmuştur.

Kasady ile röportaj gerçekleştiren gazeteci Brock, yine başını belaya sokacaktır. Zira sırtında taşıdığı Venom sayesinde cezaevinde görüştüğü Kasady’den elde edilen bazı ipuçları ile seri cinayetlerin Kasady tarafından işlendiğini polislerin ve FBI’nın tahkikatından önce kanıtlar. Böylelikle Kasady’in artık California Valisince de onaylanan ölüm cezasının infazı beklenir. Fakat öncesinde gazeteci Brock, yeni ve oldukça tehlikeli yeni bir düşman edinmiştir, yani Kasady cinayetlerini ortaya çıkartan Brock’a kin besler.

Tüm bunlar olurken Venom’un hırçın yapısı nedeni ile karakteri değişime uğrayan Brock’un kız arkadaşı Anne (Michelle Williams) ile de tüm ilişkisi bozulur ve Anne, “Dan” isimli başka birisi ile nişanlanır. Tüm bu durumların müsebbibi olarak sürekli yanı başında olan, tuhaf sesli Venom’u gören Brock, artık bu canlıdan kurtularak eski hayatına dönmek ister. Öfkesini şimdi bu ilginç canlıdan çıkartır ve kendisini terk etmesini ister. Böylelikle uzun süreli birliktelik son bulmuştur ve Venom kendisini şimdi uzak diyarlara bırakarak çeşitli kostümlü balolara katılır. Bunun yanı sıra Kasady de tam infaz günü Aziz Quentin Hapishanesi’nden kaçar.

Yanına kendisi gibi tehlikeli kız arkadaşı Barrison’u da alarak kentte tam bir terör estirir. O da Venom benzeri, sesten çok etkilenen bir canlı varlık ile güç bulur. Hedefinde cinayet bilmecelerini çözen ve kendisini idama götüren süreci başlatan muhabir Brock vardır. Artık çaresizliği iyice gün yüzüne çıkan Brock, yeniden Venom’un kapısını çalar. Ve artık hesap günü gelir. Bir de Kasady’in peşinde olan Stephen Graham’ın oynadığı polis şefi vardır. O da Kasady’in ölümcül takibinin tarafıdır. Tüm bu çatışmadan Brock mu üstün gelecektir, yoksa katil Kasady mi? Film cevabı finaline saklar…

Tempoya Yetişemeyen Yan Hikâyeler…

Yönetmenliğini Andy Serkis’in üstlendiği “Venom: Öfke 2” gerçekten de ismini aldığı gibi bu kez öfke ve adrenalin hızını arttırmışa benziyor. Film kısa süresiyle de uyumlu olarak oldukça hızlı akıyor ve bir an bile gözlerini kendisinden sakınmaya imkân tanımıyor. Olaylar kendi mecrasında yüksek bir tempoyla sunuluyor. Bunda filmin tam bir yıldızlar karması şeklindeki rol paylaşımlarının ciddi etkisi var.

Uyumlu bir ikiliye hayat veren başarılı ve deneyimli oyuncular Tom Hardy ve Emmy ödüllü Woody Harrelson gibi oyuncuların yanı sıra Naomie Harris, Michelle Williams ve Stephen Graham gibi başarılı oyuncuların da büyük katkısı bulunuyor çıtanın yükselmesinde. Müzikler de, çeşitli ara hikâyelerle birleşince filmin izlenirliği birden artmaya başlıyor. Ancak yine de filmin bir saat otuz yedi dakikayla sınırlı süresinin, gerek Brock’un Venom ile yaşadığı sorunlara, gerekse kız arkadaşı ile devam eden sıkıntılı süreçlerle dolu yan hikâyelere ve diğer tarafta yer alan Kasady ve Barrison’un tuhaf ilişkilerine şöyle dokunmakla sınırlı bir geçiştirmeli hava verdiğini belirtmem gerek.

Karakterler ve olaylar bu tempodan dolayı derinleşmiyor. Hatta Brock’un zaman zaman mezarının önüne geldiği Cervantes ve son sekansta yer alan Osho ile ilgili söyledikleri de tam olarak izleyenin zihnine oturmuyor. Ancak yine de ben filmi izlerken büyük bir keyif aldım. Özellikle filmin finaline yakın kısımlarında artan hareketli sekanslar tam bir ustalık işi görünümünde. Bu da sıkılmadan filmin izleyenlerce takibini kolaylaştırıyor.

Finalinden de anlaşıldığı üzere bu filme muhtemelen duyulacak ilgi nedeniyle serinin devamları gelecektir. Zaten final de, bazı yönleri açık etmekle bilinçli olarak devamın geleceğini bir bakıma tabir yerindeyse fısıldıyor. Ve o zaman bakalım Venom daha ne maceraların ortaya çıkmasına sebep olacak?

Daha önce yayınlanması pandemi nedeniyle geciken haftanın özellikle oyunculukları ve kurgusu ile ilgiye değer “Venom: Öfke 2” yapımının, uzun süredir salonlarda gösterimini merakla bekleyen takipçilerinden, çıtayı biraz yükseltmesi itibariyle belli oranda beğeni alacağını söyleyebilirim…

Yönetmen : Andy Serkis

Senaryo : Kelly Marcel

Görüntü Yönetmeni : Robert Richardson

Kurgu : Maryann Brandon, Stan Salfas

Müzik : Marco Beltrami

Oyuncular : Tom Hardy, Michelle Williams, Naomie Harris, Reid Scott, Stephen Graham, Woody Harrelson

ABD / Aksiyon-Macera-Bilimkurgu-Fantezi / 96 Dk.

MİSAFİR YAZAR ”ERİKA JOHNSON”IN YORUMU

Venom:Zehirli Öfke 2, 2018’in Venom’un uzun zamandır beklenen (en azından benim için) devam filmi. Tom Hardy, beklendiği gibi hem Venom hem de Eddie Brock olarak rol alıyor. Film, daha sonra Carnage’a dönüşen Cletus Kasady’yi (Woody Harrelson) tam olarak tanıtıyor. Giriş bölümünde, Kasady’ye ve daha sonra Shriek olarak bilinen Frances Barrison’a (Naomie Harris) odaklanılıyor. İkisi bir reform okulunda ve en başından beri, bu ikisinin cehennemden çılgın bir eşleşme olduğunu biliyorsunuz. Kasady’nin hastalıklı tatlı, romantik şiiri benim için inanılmaz derecede tuhaftı, sinir bozucu sınırındaydı.

Küçük arka planı geçtikten sonra film, Eddie Brock / Venom’un oldukça komik olan hareket ve durumlarını bize gösteriyor. İlk yirmibeş dakika tüm izleyicilere oldukça eğlenceli ve kahkahalarla dolu anlar yaşatıyor.

İlk yirmi dakikanın sonunda, hikayenin gerçekten önemli olduğunu düşünmüyorum. Tüm, Carnage / Shriek vs Venom / Eddie benim için tamamen bir dipnottu. Kasady / Carnage biraz ilginçti, ancak ölüm çanı, seri katil davranışını çocukken istismara uğramakla suçlamasıydı. Şiddet içeren davranışları mazur göstermeye veya haklı çıkarmaya çalışmak hem filmlerde hem de gerçek yaşamda en sevdiğim huylarından biridir. Neyse ki, bu boğaya Kasady denir.

Diğer incelemelerde bildirildiği gibi, bu gerçekten Eddie ve Venom arasındaki bir aşk / ortaklık hikayesiydi. Bunun için filmi izledim ve eminim ki çoğu insan da bu yüzden filmi izleyecek. Cidden, Tom Hardy ve onun çılgın ve komik sesleri için sinemaya gittim. Onu izlemeyi bu kadar büyüleyici kılan şey, bu bölümlere o kadar çok girmesi ki, resmen büyüleniyorsunuz. Tutkusu aşikar ve o gerçekten de en iyi Venom…. Üzgünüm, kusura bakma Topher Grace.

Şimdi, filmin hikayesine dair tek şikayetim var.. Hikayenin zayıf olması umurumda değil. Şikayetim, nnne’nin (Michelle Williams) tekrar ortaya çıkmasıydı. Film, ilk filmdeki olaylardan nispeten kısa bir süre sonra başlamış gibi göründüğünden, Venom / Eddie’nin hala ona sabitlendiğini anlıyorum ama ona gerçekten ihtiyaç yoktu.

Pekala, o rezil, görünüşe göre akıllara durgunluk veren avans sonrası sahneyi ele alma zamanı geldi. Bütün bu yapılan yaygaranın ne olduğunu anlamıyorum, tam olarak beklediğimiz şeydi. Bu, insanların aklını başından alıyorsa, WOOWW… Sanırım insanlar susamış ve tüm MCU Multiverse olayına dalmış durumda. Venom’u MCU’ya ekleme taraftarı değilim. Venom’un kendi evreninde kalmasını tercih ederim, böylece kendini tekrar eden, sıkıcı bir MCU filmi yerine kendilerini ciddiye almayan filmler almaya devam edebiliriz.

Bu filme gittiğinizde, olay örgüsünü önemsemeyin. Sadece gidin, Tom Hardy‘nin karakterle duvara toslamasını izleyin ve filmin tamamen sevimli aptallığına gömülüp, gülün.

Misafir Yazar : Erika Johnson

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here