Yük / The Weight
Ağırlığın Poetikası
The Weight; yükler ve insanın varoluşu üzerinden bir söylem yaratıyor. Geçmişinden kurtulamamak, suçluluk, vicdan ve etik kavramlarına sıkı sıkı tutunuyor. Beden ve ruh arasındaki ilişkiyi biçimlendiriyor. Yalnızlık, insan ilişkileri, taşınan ağırlıklar, özgür olmak ve geride bırakabilmek adına bir kimlik inşa ediyor. Film; travma, hafıza, yalnızlık, suçluluk ve özgürleşmeye dair bir dil oluşturuyor.
Beden, Bellek ve Yük
Yönetmenliğini Padraic McKinley’nin üstlendiği The Weight’in kelime anlamı ‘’ağırlık’’ anlamına geliyor. Film Türkiye’de Yük ismiyle tanınıyor. Aksiyon, gerilim ve dram türlerini harmanlıyor. Filmde yer alan oyuncularsa şöyle sıralanıyor : Ethan Hawke, Russell Crowe, Julia Jones, Austin Amelio.
Film Büyük Buhran döneminde geçiyor. 1933 yılının Oregon’unda, karısını kaybetmiş bir adam olan Murphy’nin (Ethan Hawke), kızıyla hayatta kalabilme mücadelesiyle başlayan film, yaşanan talihsiz bir olay sonucunda farklı bir hikayeye evriliyor. Kızıyla ayrı düşen Murphy, kendisini bir çalışma kampında buluyor. Savaş gazisi olan Murphy; pratik zekası, el becerileri ve yetenekleri sayesinde çalışma kampının müdürünün dikkatini çekiyor. Savaşın izlerini filmin her sahnesinde yüz ifadesine taşıyan Ethan Hawke’un şahane oyunculuğu sayesinde film ivme kazanıyor. Sıradan bir yol hikayesi olan filmi sıkılmadan izliyoruz. The Weight, Ethan Hawke ve kısa bir ekran süresi olmasına rağmen Russell Crowe’un desteği sayesinde seyir zevki yüksek bir filme dönüşüyor.
Çalışma kampının yöneticisi Clancy (Russell Crowe) Murphy’e kızına kavuşabilmesini kolaylaştırmak için bir iş teklifinde bulunuyor. Büyük miktarda ve devlete ait altınları bir yerden alıp başka bir yere götürmesini istiyor. Altınların götürülmesi oldukça çetrefilli ve zorlu topraklardan geçmek anlamına geliyor. Filmin çoğu kısmı yollarda geçtiği için, The Weight için bir yol filmi demek yanlış olmaz. Doğada geçen günler, açlık ve Murphy’yle beraber hareket eden grubun zaman geçtikçe yaşadığı güvensizlik ve şiddete olan eğilimleri bu yolculuğu daha da zor hale getiriyor.
Filmin adını aldığı altınların ağırlığı bir kenara, yük kelimesi filmde metaforik bir algoritmaya dönüşüyor. Murphy’nin yaşadığı suçluluk, kızına karşı duyduğu sorumluluk, savaş travmaları, özgürlük isteği gibi duyguların altında kalmasıyla taşıdığı yüklerin fazlalığına da atıfta bulunuyor.
Taşıyamadığımız Yükleri Taşımak
Altının filmde kapladığı yer, aslında maddi değerinden ziyade, kapitalizmi temsil eden bir güç savaşını da doğuruyor olması olarak görülüyor. Filmdeki yolculuğun, aynı zamanda karakterlerin yolculuğuna dönüşmesi hem metaforik hem tematik bir bakış sağlıyor. Filme dramatik ağırlığı sağlayansa, Murphy’nin kızına kavuşmak için göze aldığı tüm zorluklar olarak yansıyor. Altını götürmek, hedefine ulaşmak için ödenen bir bedel olarak hem gerçek hem de alt metin olarak filmi katmanlandıran bir detay olarak filmin çatısını oluşturuyor.
Filmin geneline yansıyanlar, bir hayatta kalma savaşı gibi addediliyor. Yaşamak fikri; doğanın hükmü, mahkumların kendi aralarındaki iç savaş ya da dış tehditler sayesinde zorlaşıyor. Fiziksel yüklerin görünürde kaldığı, insanın kendi içinde taşıdığı görünmez ağırlıkların film ilerledikçe ayyuka çıkmasıyla insan olmanın ağırlığıyla yüzleştiriyor. Filmde yükler; bedenin, suçluluğun, kaybın ve geçmişin somutlaşmış haline evriliyor. Taşınan her yük, aslında geçmişten bugüne sürüklenen bir hikayeyi temsil ediyor. Ağırlık arttıkça kişilerin hareket alanı azalıyor. Fiziksel bir sıkışmışlığın yanında, geçmişten gelen yüklerin altında ezilip, kendi seçimlerinin hükmünde yaşamanın metaforik bir söylemi olarak dikkat çekiyor. Filmdeki ağırlık sadece ceza olarak değil, bir hatırlama şekli olarak da varlık gösteriyor. İnsan geçmiş travmalarından, hatıralarından ve yüklerinden kurtulmak istese bile, bazen zihnin unutmak istediklerini beden hatırlatıyor. Hafıza görünmez bir yüktür fikri, sinematik bir hikaye olarak vücut buluyor.
Ağırlaşan Ruhlar
Film atmosfer olarak oldukça karanlık bir etki bırakıyor. Görsel olarak renk tonunun soğuk tonlar olması, karakterlerin içsel yolculuğuyla doğru orantılı görünüyor. Bu içsel karanlıklar dışa şiddet olarak yansıyor. Bilinçdışı tam da bu noktada çalışmaya başlıyor. Bilinçdışı filmin karanlık atmosferini bir mekana çeviriyor. İnsanın kendisine bile itiraf edemediği pişmanlıkları, korkuları, sırları ve arzuları bilinçdışının akışından seyirciye geçiyor. Filmin temelinde yatan içsel hesaplaşmaların yanı sıra yolda olmak fikriyle gelişen hareket etmek teması, ilerlemekle ilerleyememek arasında bir gerilim hattı doğuruyor. Fiziksel olarak bir ilerleyiş söz konusu olsa bile, ruhsal ve duygusal olarak bir ilerleme kaydedilmiyor. Karakterler dönüşüm geçirmiyor, aksine gerilim arttıkça karakterlerinin en karanlık özellikleri de ortaya çıkıyor.
The Weight, ağırlıktan kurtulmayı basitleştirip bir özgürleşme hikayesine dönüştürmüyor. İnsanın yükleriyle birlikte yaşamaya çabalamasının bir örneği olarak akıllara kazınıyor. Bazen yükler atıldığında insanın hafiflemek yerine kim olduğunu kaybettiğiyle ilgili zıt bir söylem oluşturuyor. Film bazı yükler atıldığında bile hafiflemeyen acıların olduğuyla yüzleştiriyor. Taşıdığın yüklerden dolayı değil de taşıdığın yük artık kendin olduğunda ağırlıktan kurtulmak da pek mümkün olmuyor.
Özetle The Weight; yükler ve insanın varoluşu üzerinden bir söylem yaratıyor. Geçmişinden kurtulamamak, suçluluk, vicdan ve etik kavramlarına sıkı sıkı tutunuyor. Beden ve ruh arasındaki ilişkiyi biçimlendiriyor. Yalnızlık, insan ilişkileri, taşınan ağırlıklar, özgür olmak ve geride bırakabilmek adına bir kimlik inşa ediyor. Film; travma, hafıza, yalnızlık, suçluluk ve özgürleşmeye dair bir dil oluşturuyor.
Yönetmen : Padraic McKinley
Senaryo : Shelby Gaines, Matthew Booi, Leo Scherman
Görüntü Yönetmeni : Matteo Cocco
Kurgu : Padraic McKinley, Matthew Woolley
Müzik : Latham Gaines, Shelby Gaines
Oyuncular : Ethan Hawke, Russel Crowe, Julia Jones, Austin Amelio, Avi Nash, Lucas Lynggaard Tønnesen, Alec Newman, Sam Hazaldine, George Burgess, Peter Lewys Preston
Almanya / Aksiyon-Gerilim-Macera / 112 Dk.









