Korkak / Coward
Cannes en iyi erkek oyuncu ödülü
Usta işi senaryosu, başarılı yönetmenlik ve merkezindeki iki derinden etkileyici performans sayesinde, “Coward” izleyicileri derinden etkileyecek ve filmin son jeneriği bittikten çok sonra bile akıldan kolay çıkmayacak bir film.
1991’de Belçika’nın Flaman bölgesinde doğmuş olan genç yazar yönetmen Lukas Dhont 2019’da yönettiği, senaryosunu Angelo Tijssens ile birlikte yazdığı, 15-16 yaşlarında, erkek bedeninde doğmuş, ancak kendini kadın olarak gören bir yeniyetmenin sorunlarını ustalıkla ele aldığı ilk uzun metrajlı filmi “Girl” (2018) ile Cannes’da Altın Kamera’yı almış, ayrıca Queer Palmiye ile Belirli Bir Bakış bölümünün FİPRESCİ ödülünü kazanmış ve filmin 17 yaşındaki oyuncusu Victor Polster’e aynı bölümün En İyi Erkek Oyuncu ödülünü getirmiştir. Üç yıl sonra yine Angelo Tijssens ile beraber yazdığı, erkek ergenliğinin henüz cinsel dürtülerin yaşanmadığı bir önceki safhasına, iki saf ve masum varlığın, okul ortamına uyum sağlamak uğruna benzersiz bir sevgiyi, ve bu sevgiyle birlikte masumiyetlerin de kaybettikleri döneme odaklanan “Close / Yakın” ile bu kez Festival Jüri Büyük Ödülünü Claire Denis ile paylaşmış ve uluslararası festivallerde toplam 58 ödül kazanmıştır.
Bu yıl Cannes festivaline son anda yetiştirdiği, ilk gösterimi 13 dakika boyunca ayakta alkışlanan üçüncü filmi “Coward”, iki başrol oyuncusu Emmanuel Macchia ile Valentin Campagne’a En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandırmıştır.
Dhont, cesaret, kahramanlık ve korkaklığın karmaşık duygularını, onlara Birinci Dünya Savaşı alanında yaşanan yasak bir aşkın merceğinden bakarak derinlemesine inceliyor. Savunmasız queer karakterleri samimi şekilde ön plana çıkarması ve onları tasvir ederken kullandığı duyusal özgünlük açısından “Coward”, önceki çalışmaları 2018 yapımı tartışmalı trans portresi “Girl”ve 2022 yapımı yürek burkan çocukluk trajedisi “Close” ile açıkça aynı çizgide görülüyor.
Ancak Lukas Dhont‘un son filmi aynı zamanda kesinlikle yürekten bir savaş filmi. Dhont, savaş alanının olmazsa olmazı kanı, deşilmiş bağırsakları ve kopmuş uzuvları çekinmeden göstererek savaşa tam gaz dalıyor. Çatışmayı hiçbir zaman merkez sahneye çıkarmasa da, yıkımı çok daha incelikli ve etkileyici şekillerde yakalıyor. Yanna Soentjens‘in ses tasarımı izleyicini tüylerini diken diken ediyor. Korkunç yaralanmalarla boğuşan askerlerin acı çığlıkları son anlarında onları tamamen saran dehşet ve korkuyu aktarıyor. Bu sahneler hiçbir zaman ön plana çıkmasa da, sürekli olarak arka planda gizlenerek, seyircinin bu genç adamların çalışmak zorunda kaldığı işkence dolu ortamın tamamen farkında olmalarını sağlıyor. Yıkım belirgin olarak, umut ve bir fark yaratacakları düşüncesiyle savaşa girmiş olan acemi askerlerin yüzlerinde görülüyor. Film ilerledikçe, travmanın onları giderek daha fazla etkilediği ve dönüşümlerinin ürkütücü bir hal aldığını görülüyor.
“Coward” sıradan bir savaş filminden çok farklı. Savaşın vahşetini, askerlerin katlanmak zorunda kaldığı ölüm ve acıyı vurgularken, cephedeki erkeklerin cesaretini ve korkaklığını da ön plana çıkarıyor. Batı Cephesi’nin sayısız çamur ve kan banyosu, Dhont’un LGBTQ kimliğine tekrarlayan ilgisini tarihsel bir bağlama taşıyan filminin titizlikle işlenmiş sinemasını kirletmeye yetmiyor. Aksine “Coward”, savaşın şiddetli dehşeti ile dışlanmış bir erkeğin keşfedilmekten duyduğu sessiz, içsel kaygı arasındaki gerilimi, ne kadar uygunsuz zamanlanmış ve yerleşmiş olursa olsun, ilk aşkın canlandırıcı, coşkulu heyecanıyla dengeliyor.
Pierre (Emmanuel Macchia) kum rengi kısa saçlı, ağzı sıkıca kapalı olmadığında belirsizce seyiren, ağırbaşlı, yakışıklı, utangaç sağlam yapılı bir çiftçi çocuğudur. Ona genellikle “Uzun çaylak” ya da “direk” diye hitap ediliyor ve kamyonlardan füze indirmekten, savaş alanında ölenleri ye da yaralananları toplamaya, kendisinden istenen her şeyi sportmence kabul ediyor. Sadece savaşçıdan çok dansçı gibi hareket eden, ordunun alfa erkek bakış açısını düzeltmek için büyük bir çaba göstermeyen, zayıf, ince sarışın Francis (Valentin Campagne) ona daha yakından bakıyor.
Birinci Dünya Savaşı’nda batı cephesinde, çeşitli nedenlerle cephe görevinden muaf tutulan, “dışlanmışlar grubu”, cephe gerisindeyken yoldaşlarını eğlendirmek ve morallerini yükseltmek için, bir tiyatro topluluğu kurma izni almışlardır. Sivil hayatta terzi olan, savaşın ona verdiği yeni rolde coşkuyla çiçek açan neşeli, yaramaz, hayal gücü yüksek ve tiyatroya gerçekten tutkun Francis bu topluluğu yönetiyor.
Francis, sert bir disiplin uygulayıcısıdır, bir çavuş kadar katıdır ve sağlık sorunları yüzünden cepheye çıkmadığında teknik destek ekibine katılan Pierre’in veya başka birinin, görevini ihmal etmesine asla izin vermiyor. Profesyonelce hazırladığı, coşkulu, maço şarkılardan kendi yaptığı kostümlerle sergilediği ayrıntılı bir drag gösterisine kadar uzanan programı meslektaşları ve üstleri arasında şaşırtıcı derecede popüler oluyor. Kısa süre sonra, performans onun tam zamanlı askeri görevi haline geliyor. Tiyatroculara ve Francis’e hayran kalan Pierre grupta katılabilmek için savaş alanında kendi elini kasten süngüyle yaralıyor.
Topluluk, yüksek rütbeliler için daha samimi bir akşam yemeği sonrası revüsü düzenliyor ve onların kaba davranışlarına katlanıyor; ayrıca hastanelerdeki ağır yaralılar için çocuk gösterileri gibi küçük eğlenceler hazırlıyor, hatta savaşa girmek üzere olan askerler için etkileyici, vatansever kısa gösteriler sahneliyor. Tüm oyuncular, gizli veya açık korkaklık suçlamalarına katlanmak zorunda kalıyorlar.
Bu suçlamalar, birbirlerine karşı duydukları yakınlık giderek aşka dönüşmüş olan Francis ve Pierre için daha karmaşık bir hâl alıyor. İkisi de daha önce başka bir erkeğe karşı hiç yaşamadıkları duyguları ve cinsel arzuyu keşfetmeye başlıyorlar; böyle bir ilişkinin ahlaki ikilemi ve beraberinde getirdiği içsel baskılarla de boğuşuyorlar. Francis, tiyatroya olan sevgisini, hatta savaşın kendisini bile ne kadar sevdiğini açıkça dile getiriyor. Pierre’e, “Burada özgürüz,” diyor; gerçekten de savaş onlara gerçekte kim olduklarını gösterme şansı vermiştir; kendilerini sanatsal, hatta romantik ve erotik olarak ifade etmekte özgürdürler.
Bu duygular onları birbirleri için ne kadar ileri gidebileceklerini düşünmeye zorluyor; firar edip İsviçre veya İspanya gibi tarafsız bir ülkeye birlikte kaçıp kim olduklarını açıkça ilan etmeleri gerekip gerekmediğini sorguluyorlar. Acaba bunun için çok mu korkaktırlar? …
Şüphesiz ki, ilişkiyi başarılı kılan en önemli unsur iki oyuncunun birbirini tamamlayan çok başarılı performansları. Emmanuel Macchia ilk film rolünde diyalog açısından genellikle sessiz kalmak zorunda kalsa da, yüz ifadeleriyle izleyicinin anında duygularıyla bağlantı kurmasını sağlıyor; film ilerledikçe, yaşadığı her acıyı, içsel çatışmasının onu tüketmeye başladığını gerçekçi şekilde hissettiriyor.
Çok daha dışa dönük ve gösterişli olan Valentin Campagne, sergilediği dış görünüşe karşın altında derin bir acı yattığını başarıyla duyumsatıyor. Asker arkadaşlarına çevrelerindeki her şeyden kısa bir süreliğine de olsa nefes alma fırsatı verdiği sahne performansı, kişisel bir kaçış haline geliyor. Birlikteyken ikilinin arasındaki kimya inanılmaz derecede güçlü. Bir an bile birbirine ait olmadıkları hissini vermeyen performansları yalnız kaldıkları o kısa anlarda, aralarındaki bağı tek önemli şey haline getiriyor.
Bu büyük ölçüde, Macchia’nın ufak bir ışık değişimiyle çocuktan erkeğe dönüşebilen, ağır adımlarla ilerleyen, ağırbaşlı ve hüzünlü bir duruş sergileyen, nazik ve metanetli bir karakteri ile, çok daha sesli, dikkatleri üzerine çeken Campagne’nin, bedenlerinin hareket etme ve birbirlerini dengeleme biçimlerindeki farklılıklarda görülebilen bir kimyaya sahip olmalarından kaynaklanıyor. Biri durağan, diğeri cıva gibi; biri etrafındaki erkeklerce şekillendirilmiş, diğeri bu fizikselliğe pervasızca karşı çıkıyor.
Usta işi senaryosu, başarılı yönetmenlik ve merkezindeki iki derinden etkileyici performans sayesinde, “Coward” izleyicileri derinden etkileyecek ve filmin son jeneriği bittikten çok sonra bile akıldan kolay çıkmayacak bir film. Yakında MUBİ’de. Kaçırmayın.
Yönetmen : Lukas Dhont
Senaryo : Lukas Dhont, Angelo Tijssens
Görüntü Yönetmeni : Frank Van Den Eeder
Müzik : Valentin Hadjadj
Kurgu : Alain Dessauvage
Oynayanlar : Valentin Campagne, Emmanuel Macchia, Willem De Schryver, Boris Bouchat, Aaron Denol
Belçika-Fransa-Hollanda / Tarihi-Savaş-Romantik-Dram / 120 Dk.













