Fernando Gonzales Molina’nın yönetmenliğini yaptığı ve Dolores Redondo’nun yazdığı ”Baztan Trilogy” üçlemesinin ilk kitabından uyarlanan film baştan sona bir polisiye-gerilim hikayesi.

Doğanın muhteşem temasını kullanarak filme başlayan yönetmen filmde soğuk renkleri ve yağmurlu havayı eksik etmeyerek devam ediyor. Eminim ki filmin ismini ya da konusunu bilmeden izlemeye başladığınızda ilk birkaç dakikasında kesin kurt adam, vampir ya da canavar filmi diye düşünebilirsiniz.

Filmdeki ana karakterinin ailesi ile arasında ki gerilimleri şeffaf bir şekilde sunan film aslında ipuçlarını vererek devam ediyor daha ilk sahnelerden hamile kaldığını öğrenen kadının yüzündeki endişeyi anlayabiliyorsunuz. Yine filmin başlangıcında ve filmin bazı bölümlerinde gösterilen tarihsel ve sanatsal yapılar soğuk mistik bir hava ile birleştirilince ortaya genelde büyü, sihir gibi konular çıkıyor. Muhtemelen Molina kitaba sadık kalmak istediği için aslında filmin büyük bir çoğunluğu bu sisli puslu, mistik, iç karartıcı bir havada geçiyor. Filmin bu karanlık teması mistik havayı güçlendiriyor ve hikayeye yardımcı olduğunu düşünsem de bazı sahneler özellikle oyuncuların yüz ifadelerinin kullanıldığı kısımdaki, renk tonlarının filmin konusuna çok uyduğunu söyleyemem. Bunun eksi puan olduğunu düşünüyorum.

Bu tür filmler izlerken izleyici genelde kötü adamı ya da katili ya da aranan kişi kim ise onu çok kolay bir şekilde tahmin edebilir, bu yönetmene göre bazı filmlerde ters köşe yapılsa da bu filmde aslında ayan beyan ortadaydı. Parmakla ”işte vatan haini, haim domdom” gibi gösteremeseniz bile kim olduğunu çok kolay bir şekilde tahmin edebiliyorsunuz. Filmin iki saat süresi olsa ve siz bu süre boyunca sıkıntıdan patlamış olsanız bile… Evet dediğim gibi 2 saatlik bir süre bu film ya da bu konu için fazlasıyla uzun, daha kısa tutulup seyirciyi sıkmadan sona doğru hızlı adımlarla ilerlemek filmin temposunu düşürmemek adına daha sağlıklı olabilirdi.

Ana karakterin geçmişi ile ilgili sık sık bilgiler veren film fırıncı bir aileden gelen Amaia Salazar‘ın fırını sevmediği için Amerika’ya gittiğinin üstünde dursa da bir dedektif olarak geri geldiğinde cinayet mahalinde bulunan fırında yapılmış bir kek dolayısıyla tekrar eski günleri hatırlamasını güzel bir ironi şeklinde bizlere sunuyor.

İşini iyi yapan bir polis olarak izlediğimiz Salazar ne yaparsa yapsın bir türlü katili yakalayamıyor ve klişe bir durum olarak bizim Türk filmlerinde karşılaştığımız ak sakallı dede onlarda ise bilge adam tasviri ile bir dostuna danışıp ancak sonuca ulaşabiliyor ve ne hikmettir ki bu dostu ile yaptığı görüşmelerin çekildiği sahneler filmin bütününe göre çok daha iç açıcı, çünkü bu sahnelerde sıcak renkler kullanılmış, seyirciye bilinçaltında bu kişinin bahsetmiş olduğum bilge adam tasviri yakıştırılabilmesi için olsa gerek diye düşünüyorum.

Molina film boyunca doğayı çok iyi kullanarak filmi güçlendirmeye çalışmış gerek yukarıdan çekilen sahneler olsun gerek bahsedilen vadinin geniş açılar ile seyirciye sunulması olsun karanlık havadan bir nebze uzaklaşmayı sağlamış.

Anne kız ilişkisinin üstünde duran filmde aslında bir büyü, bir sihir mesajı ufak ufak veriliyor ki muhtemelen devam filmi olursa bu bölümlerin altı doldurulacaktır.

Film uzun süresine rağmen ilerledikçe sahneler arasında bağlantı kuruluyor ve düğümler çözülüyor diyebilirim. Zaten yönetmen son 20 dk’yı olayları açığa çıkarmak için kullanmış ki 20 dk bile bu iş için uzun bir süre diyebilirim.

Son olarak üzerinde durduğum filmdeki mistik hava o kadar yoğun kullanılıyor ki her an bir köşeden bir canavar fırlayacakmış gibi hissediyorsunuz ve Molina sizi şaşırtmıyor son sahnelerde beynimize yerleştirmiş olduğu bu olguyu heh tamam şimdi oldu dedirtircesine bize mesajı veriyor.

Keyifli seyirler dilerim.

Yönetmen : Fernando Gonzales Molina

Senarist : Luis Berdejo

Senaryo : Luiso Berdejo, Dolores Rodondo

Görüntü Yönetmeni : Flavio Martinez Labiano

Oyuncular : Marta Etura, Elvira Minguez, Francesc Orella, Itzia Aizpuru, Nene, Ben Northover

İspanya-Almanya / Gerilim-Polisiye / 129 Dk.

Film notum:

2 YORUMLAR

  1. Eğer filmden anlayan biriyseniz kesinlikle IZLEMEYİNN .. İzlediğim en kötü polisiye gerilim filmi derim ben buna.. Gerilim filimleri genelde işlemeli olarak gider fakat bu filimde son ana kadar boş konuşmalarla dolu, içi doldurulmamış, berbat oyunculuğun ön planda olduğu bir yapıt. Tabi yapıt denirse.. Filmi izlerken o yapmacık tavırları bile sizi sinir edebilir. Kısacası 2saat 13 dakikanız boşa gitsin istemiyorsanız izlemeyin..

  2. Merak ettigim bir sey var. Çocukluğunu çok kötü geciren bir çocuk Amaia. Annesinden surekli sözel taciz ve fiziksel siddet görmüş. Ustelik annesi oldurmeye de kalkisiyor. Bu cocukluga sahip bir kadin nasil normal bir yasam surebiliyor. Hiç mi travma etkisi kalmadi. Bu bana mantiksiz geldi. Filmin ilki arkadadin dedigi gibi degil bence ama 2. Ve 3. yu ben daha cok sevdim

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here