Nuremberg / Nürnberg
GÖRİNG VE AMERİKALI PSİKİYATRİST
James Vanderbilt “NUREMBERG” duruşmalarına değişik açıdan yaklaşıyor
Film savaş sonrası dönemde savunmasız teslim olan Nazi liderlerinin akıl sağlığı değerlendirmesi yapan Amerikalı psikiatrist subayın görevine odaklanıyor. “Nuremberg” baştan sona temposu düşmeyen, düzgün senaryolu, sağlam sinematografili, iyi oynanmış, dürüst, samimi bir tarihi film. Hanna Arent’i akla getiren film “kötülüğün kökeni” meselesini öne çıkarıyor.
James Vanderbilt’in senaryosunu yazıp yönettiği “Nürnberg / Nuremberg”i benzer konulu filmlerden ayıran bir özelliği var. Film 1945’te 2. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra başlayan ve Nazi yüksek düzey yöneticilerin ağır suçlarla yargılandığı uluslararası süreci konu alıyor. Film savaş sonrası dönemde savunmasız teslim olan Nazi liderlerinin akıl sağlığı değerlendirmesini yapan Amerikalı psikiyatrist subay Douglas Kelly’nin (Rami Malek) görevine odaklanıyor. Kelly’nin görevi, bu liderlerin yargılanmaya uygun olup olmadığını saptamak. Bu filmi Stanley Kubrick’in başyapıtı “Nüremberg Duruşmaları / Judgement at Nuremberg” ile kıyasalamadan izlemekte fayda var. 2 Oscar Ödüllü 1961 tarihli film belki de sinema tarihinin en başarılı mahkeme filmidir. Spencer Tracy yargıç rolünde harikalar yaratırken, Maximilian Schell Nazi subay rolünde Oscar heykelciğiyle kucaklaşmıştı.
TARİHTEN DERS ÇIKARMAK
Jack El-Haim’in “Nazi ve Psikiyatris” adlı romanından filmin senaryosunu yazarı ve yönetmeni James Vanderbilt. Film, odak merkezi mahkeme salonu kadar, mahkeme öncesi “zihin analizi ve psikolojik değerlendirme” süreciyle ilgi çekiyor. “Nürnberg” baştan sona temposu düşmeyen, sıkıcı olmayan, düzgün senaryolu, sağlam sinematografili bir tarihi film. Geniş izleyici kitlesiyle buluşma şansı yüksek olan film, “tarihten ders çıkarma” çabasıyla etkileyici olabiliyor. “Nürnberg” eğitici ve düşündürücü, eğlendirmeyi aynı anda hedefleyen, her yaş kesimine hitap eden, gösterişten uzak, samimi, dürüst, iyi çekilmiş, iyi oynanmış bir film. Film, suç, suçluluk, insan doğası, sorumluluk, vicdan, inkar gibi derin temaların işlendiği psikolojik ve etik bir sorgulamaya cevap arıyor.
Hanna Arent’i akla getiren film “kötülüğün kökeni” meselesini öne çıkarıyor. Film sadece geçmişi hatırlatmakla kalmıyor, kötülük, suçluluk, insan doğası gibi evrensel temaları günümüze taşımayı amaçlıyor. Film izleyiciye” Bu kadar büyük kötülükler, insanlık suçları nasıl gerçekleşebiliyor ?” sorusunu sordurtuyor. Filmin insan doğası üzerine bir ayna tuttuğu söylenebilir : “kötülük ne zaman başlar, kötülüğün sınırı var mıdır” sorusuyla da yüzleşiyor.
Senarist-yönetmen James Vanderbilt hem tarihsel arka plan, hem de karakterlerin psikolojik portrelerini inşa etmedeki titizliğiyle dikkat çekiyor. Film Nüremberg Duruşmaları ve Holokost’a dair birçok arşiv görüntüsünü kullanarak etlikeyiciliğini arttırıyor. Filmin tarihi önemi vurgulamada, mahkeme sürecini yeniden dramatize etmede, “insan canavarın karizması” gibi rahatsız edici fikirleri ekrana taşıma çabası övgüyü hak ediyor.
Filmin konusuna dönecek olursak, Kelly davaların hazırlık safhasında Herman Göring (Rusell Crowe) ve diğer yüksek rütbeli Nazi subayların kişiliklerini araştırmak ve zihinsel durumlarını tespit etmek, intihar etmelerini önlemek için çağrılmıştır. Filmin mekezinde Kelly ile Göring arasındaki psikolojik hesaplaşma var. Kelly Göring’in hem karizmasını hem narsist yönlerini anlamaya çalışır, aldığı notları kullanarak bir kitap yazmayı planlar. Hakimlerden Robert Jackson (Michael Shannon) Göring’in zekasyıla başa çıkamayınca, İngiliz deneyimli savcı David Maxwell (Richard E. Grant) müdahale eder ve Göring’e işlediği suçları itiraf ettirir. Nazi subayların tercümanlığını yapan Çavuş Howie Triest (Lero Woodall) Almanya doğumlu bir Yahudidir. Auschwitz’e gönderilen ebeveyleri ortadan kaybolmuştur, kızkardeşi Margot ise saklanmayı başarmış ve İsviçreye kaçabilmiştir. Kelly sarhoş iken Göring ile yaptığı özel görüşmeleri gazeteci Lila’ya anlatınca, gazetede çıkan makale yüzünden görevinden kovulur; duruşmaları bir sivil olarak izler.
EĞİTİCİ, DÜŞÜNDÜRÜCÜ FİLM
Mahkeme Göring ve 11 Nazi subayını asılarak idama mahkum eder. Ancak Göring gardiyanlardan gizlemeyi başardığı siyanür hapıyla intihar eder. İdam sephasına gitmek için giyinmeyi reddeden Nazi subayı Streicher’i, kendi lisanıyla hitap ederek yumuşatan, giyinmesini sağlayan Çavuş Howie Trest olur. Yahudi kökenini açıklamayan Triest, Streicher’in kurallara uygun asılmasını sağlamış olur. Film, psikiyatrist Kelly’nin görevi, sadece hukuki değil, etik ve insani bir sınav haline geldiğinin altını çiziyor. Film, kötülüğün mantıksal ve insani boyutlarını, “suçlu” portresinin ötesinde “insan” portresiyle çarpıcı bir biçimde çizer. Sadece kendisi için yaratılan Reichsmarscall (Büyük Alman Mareşalı) ünvanına sahip Göring, Hitler’den sonra Almanya’nın 2. adamıydı. Göring sadece bir canavar değil, karizmatik, manipülatif, yalancı, inkarcı, kötülüğün normal görünmesini iddia eden, özgüven patlaması yaşayan bir savaş suçlusuydu. Kelly, Göring ile rahatsız edici bir bağ kurdukça kötülüğü anlama konusunda giderek daha fazla saplantılı hale gelir. “Nürnberg”i planlama ve sinema dili bakımından eski moda ve temposunu ağır bulan, dramatik yoğunluk bakımından, karakter derinliği ve tarihsel karmaşıklığı gerektiği kadar derin işlemediğini düşünen eleştirmenler de var. James Vanderbilt (50) bir yapımcı, yönetmen, senaryo yazarı ve aktör. “Nürnberg”den önce yönettiği tek film “Gizli Dosya / Truth” (2015) bir gazetecilik dramasıydı. Film, bir CBS sunucusunun (Robert Redford) Başkan George Bush’un askerlik hizmetini araştıran haberinden sonra kopan fırtınayı anlatır. Psikiyatrist Douglas Kelly’yi canlandıran Rami Malek’in abartılı performansını eleştirenlere ben de katılıyorum.
2. filminin oyuncu kadrosuna gelince… Rami Malek başarılı oyuncu kadrosunun tek aksıyanı. Yüzün üstünde kilosuyla, müthiş makyajıya Göring rolündeki Rusell Crowe ustalıklı performansıyla, İngilizceyi Alman aksanıyla konuşmasıyla öne çıkıyor. Özgüven patlaması yaşayan, işlediği insanlık suçunu inkar eden, savaşı kaybeden bir komutan olmasına rağmen gururundan feragat etmeyen, “en iyi savunma hücumdur” düsturunu duruşma salonunda sürdüren, Holokost’u Amerikanın attığı Atom bombasıyla karşılaştıran, pişmanlık duymayan Göring rolünde Rusell Crowe, insani görünümüyle “insan canavar” arasındaki gerilimi aktarmada başarılı.
Spencer Tracy’nin mahkeme hakimi rolünü “Nürnberg”de üstlenen, Oscar’a 2 kez aday gösterilen Michael Shannon bilinen oyun gücüyle, İngiliz savcı Maxwell’de, yine Oscar adayı karizmatik aktör Ricgard E. Grant, ailesi Almanya’yı sevdiği için kaçmayan Yahudi çavuş Triest’te yetenekli genç İngiliz aktör Leo Woodall oyuncu kadrosunun başarısına ortak oluyorlar. Nazi suçlularını yargılayan uluslararası mahkeme konulu filmlerin en bilineni, Stanley Kramer’in “Nüremberg Duruşması / Judgment at Nuremberg”, Nazi rejiminin sağ kalmış sorumlularını yargılayan ve dönemin vicdanını sorgulayan suç ve sorumluluk üzerine bir filmdi. Aynı konuyu işleyen, Mark Jackson’un tarihi draması “Denial” (2016) Holokost ve Nazi suçlarının tarihsel gerçekliği üzerine Holokost inkarı ekseninde bir filmdir. Lars Kraume’un biyografik draması “The People vs. FranzBauer” (2015) Almanyada Nazi suçlularının yargılanması ve adalet arayışını merkezine alan bir filmdir.
MAHKEME SONRASI NELER OLDU
Hakim Robert Jackson Yüksek Mahkeme’ye geri döndü. Nüremberg Mahkemesinin emsal kararları, günümüzde tüm savaş suçları davalarının temelini oluşturmuştur. Çavuş Howie Triest, ordudan ayrılıp iz sürmeye başladı ve kız kardeşi Margot’yu yanına alarak Amerika’ya döndü; 93 yaşına kadar yaşadı. Douglas Kelly alkol bağımlısı olur. Nazilerle aynı psikolojik eğilimlere sahip kişilerin ABD’de iktidara gelme olasılığı konusunda uyarılarda bulundu. Bir radyo programından ülkesini eleştirdiği için kovuldu. Kitabı başarısız oldu. Bir daha asla başka bir kitap yazmadı. 1958’de uzun süren depresyon mücadelesinin ardından Kelly intahar etti. Göring’in kullandığı yöntemle, aynı şekilde siyanür kullandı.
Yönetmen / Senaryo : James Vanderbild
Görüntü Yönetmeni : Darius Wolski
Kurgu : Tom Eagles
Müzik : Brian Tyler
Oynayanlar : Rusell Crowe, Rami Malek, Michael Shannon, Leo Woodall, Richard E. Grant, Mark O’brien, Colin Hanks
ABD-Macaristan / Tarihi-Biyografi-Dram / 148 Dk.










