Saldırı / Onslaught
FİLM GERÇEKTEN BİR ‘TRASH’ MI?
Yönetmen Wingard, tempolu, bol dövüşlü, kanlı ve sonuç olarak dikkatimizi ayakta tutacak bir macera/gerilim / korku karşımı bir film sunuyor. Belki daha da özgün sularda gezinmesini bekleyebilirdik ama herkes de bir Rodriguez veya Tarantino olamaz ki!
Oldukça sessiz sedasız bir şekilde gösterime gören ‘saldırı’ filmi, reklamı pek yapılmayan, kadrosunda (tabii ki profesyonel ama) yıldız oyuncu barındırmayan ve izleyene kadar hakkında pek bir fikir üretmeyeceğimiz bir yapım gibi duruyor… Ama nereden çıktığı pek belli olmayan, hangi türe kaydığını tahmin edemeyeceğimiz bu film, bir bakıma ‘serseri mayın’ gibi gezinmesini kendi avantajına çevirmeyi beceriyor.
Peki izledikten sonra gerilim, macera, korku, gore hatta biraz da bilim kurgu türlerini harmanlayan orijinal adıyla ‘Trash’ dengeli bir hibrid yapı taşıyor mu yoksa bu türleri ‘karıştırma’ yolunu seçen, tamamen bir türe girmeyeyim derken hiçbir şey sunmayan ‘trash’ (çöp) bir yapım mı? Biz kendi adımıza ilk değerlendirmeye daha yakınız. Filmin bütün kusurlarına rağmen…
Konuya kısaca bakacak olursak : Celeste, zamanında orduda görev yapmış, sıcak çatışmalarda bulunmuş, bu sancılı süreçten sonra bir karavan parkında mütevazi ve sakin bir yaşam süren orta yaşlı bir kadındır. Öte yandan eski evliliğinden olan ve ara sıra gördüğü bir küçük kız çocuğu da vardır. Bu esnada yakınlardaki bir askeri merkezde, çok gizli bir ‘üstün asker’ yaratma projesi sürdürülmektedir. Bu laboratuvardaki deney kontrolden çıkar bu üç ‘denek’ bütün vahşiliği ve inanılmaz kuvvetleriyle etrafa dehşet ve korku saçmaya başlar.
RODRİGUEZ ESİNTİLERİ…
Filmin yönetmeni Adam Wingard, birkaç ‘Godzilla’ devam filmi dışında ciddi bir kariyeri olmayan, kuşkusuz belli bir yeteneğe sahip ama bizce üstlendiği bir filme yönetmenlik açısından özel bir dokunuş eklemekten uzak bir isim. Bu kez yönetmen bu sefer büyük bütçeli bir fantastik filminin görev listesini doldurmaktan ziyade daha özgün bir sinemaya yaratmaya çalışıyor ve açık bir şekilde yönetmen Rodriguez’in filmlerinden esinleniyor.
Hatırlanacağı üzere Rodriguez uzun süren bir ‘Desperado’ saga’sından sonra zaman zaman ‘Planet Terror’, ‘Machette’ veya ‘Sin City’ gibi şiddet, kan ve mizahın zirve noktalarına ulaştığı filmler çıkardı. Rodriguez, Eli Roth ve Quentin Tarantino’nun da içinde olduğu bir ‘eküriye’ aitti ve zaman zaman bu arkadaşlar ‘solo’ kariyerlerinin yanı sıra beraber çalıştılar, kolektif filmler çektiler, birbirlerinin filmlerinin senaryolarına imza attılar.
Wingard da filminde benzer bir yapı kuruyor: şiddetli aksiyon sekansları sunuyor, ‘arızalı’ karakterler arz-ı endam ediyor ve tabii ki kan eksik olmuyor. Hatta bazı sahnelerde nerdeyse bir kan banyosu alıyoruz.
Buraya kadar bir sorun gözükmüyor: en azından şekil olarak yönetmen esinlendiği sinemacısının öne çıkan ögelerini cömertçe kullanmış gibi duruyor. Ancak bizce Wingard’ın ıskaladığı şey Rodriguez’in böyle bir yapı kurarken sunduğu grafik estetik ve bazı gore sekanslarda başvurduğu abartılı, uçuk ve gerçekçilik sınırları tamamen boşlayan tutumu oluyor. Örneğin ‘Machette’ filminde bir sahnede başkahramanın dövüştüğü adamın bağırsaklarını çıkararak (!) adeta bir ipi tutar gibi bir alt kata inmesi hala hafızalarımızdadır! Çok vahşi ve ultra kanlı olsa da bu sekans her açıdan gerçek üstü olduğu için ciddiye alınmaz hatta belli ölçülerde uçukluğundan dolayı gülümsetebilir.
‘Trash’ ise kendini çok daha ciddiye alıyor: ortamını mümkün olduğu kadar karanlık bir atmosfere kaydırıyor, mizahı minimum düzeyde kullanıyor. Bunun yerine filmdeki ‘kötü adamaları’ daha da sapkın bir şekilde sergiliyor: bahsettiğimiz laboratuvarın başındaki doktorun kendinden çok daha genç bir karısı ile arasında tuhaf bir ayak fetişizmi olayı var. Onun bir bakıma kolluk gücü şefi adam ise boş zamanlarını sado mazo fantezilerle değerlendiriyor.
NAZİZİM GÖNDERMESİ…
Filmin en dikkat çekici noktalarından birisi ise görece olarak ‘light’ bir hava taşısa da açık bir şekilde nazizme göndermeler yapması oluyor. Filmin hikayesinin çıkış noktasını oluşturan ve ‘üstün askeri’ üretmeyi amaçlayan mekan, Nazilerin ikinci dünya savaşı ve soykırım sürecinde ‘üstün insan’ yaratmayı amaçladıkları korkunç deneyleri çağrıştırıyor. Aynı şekilde projenin başındaki doktor da Nazi ordusunun insanlık dışı bilim çalışmalarını yönlendiren Doktor Mengene’nin beyaz perdedeki bir yansıması…
Bahsettiğimiz konuyu bir kenara koyarsak Wingard tempolu, bol dövüşlü, kanlı ve sonuç olarak dikkatimizi ayakta tutacak bir macera/gerilim / korku karşımı bir film sunuyor. Belki daha da özgün sularda gezinmesini bekleyebilirdik ama herkes de bir Rodriguez veya Tarantino olamaz ki!
Yönetmen : Adam Wingard
Senaryo : Adam Wingard, Simon Barrett
Görüntü Yönetmeni : Oren Soffer
Kurgu : Adam Avery
Müzik : Matthew Pusti, Josh Schaeffer
Oyuncular : Adria Arjona, Alex Pereira, Dan Stevens, Aric Wareheim, Reginald VelJohnson, Michael Biehn, Drew Starkey, Rebecca Hall, Jacop Scipio, Jesse La Flair
ABD / Aksiyon-Gerilim-Korku / 91 Dk.









