Siyah Giyen Adamlar : Global Tehdit / Men in Black : İnternational

SİYAH GİYİNMEK MECBURİDİR!

İlk defa 1997 yılında, yönetmen Barry Sonnenfield’in hayatımıza kattığı ‘Men İn Black’ yani ‘Siyah Giyen Adamlar’ içerdiği macera-fantastik-komedi üçlüsüyle hoş bir hava estirmişti. Film, hızlı bir tempoda, dozunda kullanılan görsel efektlerle, hoş bir mizah duygusuyla, özellikle bu türe meraklı olan sinemaseverlerin gözünü ayıramayacağı ve oldukça eğlendirici sekanslar barındıran ve bu nedenlerle benzerleri arasında öne çıkan bir örnekti. Filmin başarısı, hem pop kültür öğeleriyle klasik bir ‘Uzaylılar İstilası’ filmini başarıyla harmanlaması hem de taban tabana tamamen zıt iki ana karakter sunarak senaryoyu oldukça hareketli ve sürprizli bir hale sokmasından kaynaklanıyordu.

Serinin ikinci (2002) ve üçüncü bölümü (2012) aynı karakterlerle ve genel olarak aynı doğrultuda ilerledi ancak tabii ki zamanla senaryodaki sürprizlerin biraz nefesi kesilmeye başladı. Çünkü ilk bölümde ana karakterlerden birinin başta uzaylılara hiçbir şekilde inanmaması ve sonrasında ise onların hangi şekilde kendilerini göstereceğini bilememesi yani kısaca bu dünyayı hiç tanımaması onunla (Will Smith) diğer Ajan K (Tommy Lee Jones) arasında hoş bir tezat oluşturuyordu.

Bu dördüncü bölümde ise yönetmen ve oyuncular değişmiş durumda ancak görevler, uzaylılar ve onlarla uğraşan özel Ajanlar yerli yerinde duruyor. Film yine belli ölçülerde oyalıyor hatta eğlendiriyor, aksiyon dozu pek azalmıyor ancak mizah ve şaşırtmak açısından pek başarılı olduğu söylenemez. Zamanında bizim için ‘yeni’ görünen bu dünya artık biraz ‘bilindik’ hale gelmiş durumda…

Siyah Giyen Adamlar’ daha önceki ‘kötü’ uzaylıların saldırılarını önlemişlerdi ancak şimdi uzaylı istilası baş göstermektedir. Herhangi bir insanın şeklini alabilen uzaylı varlıklar yine dünyayı ele geçirmek için harekete geçmişlerdir. Üstelik bu sefer onlara ‘Teşkilat’ın içinden birinin bilgi sızdırdığına dair bir kuşku da vardır. Başarılı ve deneyimli Ajan H ve acemi Ajan M birlik olup hem uzaylıların bu planını bozmaya hem de içerdeki ‘köstebek’i ortaya çıkarmaya çalışırlar.

Aslında yönetmen ana karakterini kurarken fena bir yol izlemiyor: yine ilk bölümde olduğu gibi biri acemi diğeri ise deneyimli ajan gösteriyor ancak bu sefer karakterler kendi içlerinde değişkenlik taşıyorlar. Serinin ilk bölümünde, daha önce başarılı bir polisken acemi bir özel Ajan haline dönüşen J, uzaylılara hiç inanmazken, buradaki çaylak Ajan M, çocukluğundan beri (ve biriyle gizlice karşılaştığı için) uzaylılara inanıyor. Ortağı Ajan H ise deneyimli ve bu dünyayı iyi bilen birisi olduğu halde, Tommy Lee Jones’un çizdiği karakter gibi feleğin çemberinden geçmiş, emeklilik yaşana gelmiş, eski ‘toprak’ bir ajan değil, daha çok atletik, genç, yakışıklı ve biraz da kendini beğenmiş, rahat bir adam… En kritik görevlerdeyken bile rahat davranıyor hatta bazen bir ‘parti’ havasına giriyor. Arada değişik bir tür ‘James Bond’ havası estirdiğini bile söyleyebiliriz.

Bu karakter ‘güncellemeleri’ belli bir noktaya kadar işe yarasa da sonrasında işin içine Uzaylılar giriyor ve ortalık biraz karışıyor. Çünkü ‘Men İn Black’ filmlerinde birbirinden çok farklı tarzda uzaylı yaratıklar vardır: İnsanlara yandaş olanlar, muhbir olanlar, casusluk yapanlar, kaypak olanlar, kaçakçılık yapanlar, eğlenmeyi ön plana koyanlar, kötü kalpli olanlar, korkak olanlar vb. Liste böyle uzayıp gider. Bu filmde ise sadece başlangıçta, bir tür ‘Tanık koruma’ programında olan uzaylı varlık dışında sadece ‘İyiler’ ve ‘Kötüler’ olarak kesin bir ayrım var. Nereden geldiği pek belli olmayan İkiz kötü uzaylılar pek şaşırtıcı bir özellik taşımıyorlar. İnsan yanını tutan ‘minik’ uzaylılar ise biraz naif ve sanki çocuk sinemaseverlerin gönlünü çalmak için kullanılmış gibi duruyor. Dolayısıyla ilgimizi asıl ayakta tutan şey iki Ajanımızın bunlara karşı davranışları ve aralarında oluşturulmaya çalışan ‘kimya’ oluyor.

Hikayenin ‘Köstebek’ olayına gelince, bu, senaryoya belli bir zenginlik katıyor ama ‘Bu muhbirin kim olduğunu son dakikadan önce tahmin edemiyoruz!’ dersek biraz abartmış oluruz herhalde!

Filmin aksiyon yanında ise aksayan bir şey yok. Yine özel silahlarla çarpışmalar, takip sahneleri, bazen yumruk yumruğa dövüşmeler ve baş düşman uzaylıya karşı verilen son mücadele, dediğimiz gibi çok bir yenilik taşımasa da dikkatimizi ayakta tutan sekanslar…

Filmin kahramanları bazında gözlerimiz artık seriyle özdeşleşmiş olan Will Smith-Tommy Lee Jones ikilisini arıyor. Her ne kadar artık herkesin ‘Thor’ olarak tanıdığı Chris Hemsworth, gerekli cazibe ve mizahı, Ajan M’i oynayan Tessa Thompson belli bir ‘taze kan’ taşısa da…

Kısaca ‘Siyah Giyen Adamlar’ın bu dördüncü bölümü eğlenceli, bol aksiyonlu, hoş bir şekilde akan ve vaat etiklerini, beklentiyi çok yükseltmemek şartıyla yerine getiren bir film. Hoşça vakit geçirmek için iyi bir tercih!

Yönetmen: F. Gary Gray

Oyuncular: Tessa Thompson, Chris Hemsworth, Liam Neeson, Emma Thompson, Kumail Nanjiani, Rafe Spall, Rebecca Ferguson, Jess Radomska…  Ülke: ABD

Film notum:

 

 

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here