Organize İşler 2 : Sazan Sarmalı

Mısıra, koçana, yağa, tencereye, kâseye dokunmadan başlayıp, son satıra kadar bu hususta almış olduğum kararıma sadık kalacağıma ant içerim.

Afişten başlamak gerekirse ki, bu konuda net değilim, afişten edinilen ilk intiba Kıvanç Tatlıtuğ’un çetenin yeni üyesi olduğuydu. Bu sadece benim basit hayal gücüm… Akside olabilirdi ve oldu. Tatlıtuğ vergi usul kanununa riayet etmeyen bahis firması işletmecisi olarak çıktı karşımıza. İyi fikir. Sarı Saruhan gömleği Tatlıtuğ’da ancak bu kadar şık dururdu, o da o kadar şık durmuş zaten.

Filme, adında sazan sarmalı var diye beynimi baştan açarak gitmem gerekliydi. Ben de öyle yaptım. Kâğıt kalemle gelenlere başta alaycı, kırık bir tebessüm gönderdiysem de, çıkışta ‘Nasıl geçti sınav? Kaç bekliyorsun?’ dediklerim oldu.

Asım Noyan’ın yıllardır görüşmediği kızının müstakbel kocası dolandırılır, kız babasına durumu anlatır. Bu arada Asım Noyan’ın yakın zamanda dolandırdığı hırdavatçı bahis mafyasına bir arkadaşı vesilesiyle durumu bildirir. Asım kızını dolandıranların peşindeyken, onun dolandırdığı hırdavatçıyla başvurduğu Sarı Saruhan da Asım’ın peşindedir. Taklacı Ziya’nın da Saruhan’a bahisten borcunun olması hasebiyle kurguya gereksiz bir sarmal eklenmiş olduğunu hesaba katmazsak, hikâye aslında o kadar da karışık değil göründüğü gibi.

Hazırsanız başlayalım o vakit. Kemerler bu arada… Tamamdır.

Asım Noyan batmış mı? Aradan geçen bunca yıl içinde Asım Noyan’ın organize çetesi büyük bir irtifa kaybına uğramış. Kalifiye personel gücü kaybolmuş. Dükkânın eski müşterisi ilk bakışta tezgâhta işlerin iyi gitmediğini görüp, ince bir hüzne gark oluyor. Halbüysem filmler gelişe gelişe büyürler, öyle deel mi? Ayıhıyon mu?

Taklacı Rıza’ya, bahşiş karşılığı iş veren kahveci çocuktan telefon gelir. Baba oğul dükkânları dururken (çayı lezzetli olmalı) organizasyon kahvede ticari faaliyetlerine efekt verecek hareketler peşinde koşmaktadırlar. Bu durum Rızaya bildirilince kapar siyah çantasını, organizasyon kahveye telefonla numaradan konuşarak giriş yapar. Sonra ‘Hat’ta senden daha önemli biri var Tutku’cum’ der kapatır. Baba oğulla muhabbet başlar… Yazılışı gereği saf oğlanın aklına zerrece merak gelmediği gibi, yine yazılışı itibariyle ona nazaran daha uyanık olan babanın da aklına ‘beş N’ den biri hiç mi hiç gelmez. Iskontoda anlaşırlar.

Rıza, baba oğlu patronun teknesine götürür, yer içerler. Artık iş pişmiştir, ertesi gün sırtına üç bağ demir sarılı bir kamyonet dükkânın önüne yaklaşır. (Zannediyorum iki çuval nohut karşılığı gelir bu demirler)

Baba oğul, özellikle baba hiç şaşırmaz bu duruma. Hatta birkaç tır ığralanarak yanaşmış gibi ‘Hay maşallah, hay maşallah’ der. Hâlbuki gelen mal bu işi kotarmak için kiralanan teknenin mazot parasına bile denk gelmemektedir. Bir süre sonra para çetenin diğer personelin altın aldığı sarrafın hesabına geçer. İş bittikten sonra kamyonetten bütün bunlardan habersiz gerçek satıcı iner. Baba oğul dolandırıldığını anlar. Ama işin bitmesini hassasiyet ve sabırla dikiz aynasında beklemiştir gerçek satıcı.

Anlatayım. Sayın savcım bir de siz denemek ister misiniz? Malum, hukukun üstünlüğü… Yok yok öyle değildi. Şöyle ki, Ahmet Mümtaz Taylan gibi bir oyuncuyu koca filmde üç dakikalığına köfteci yapacağına, Asım Noyan’nın sağ kolu yapabilirdin, diniz, siz, biz… Nasıl fikir? Kerami’yle, Rıza daha derli toplu gelirler. Karşılıklı diyaloglar filan derken iş kotarılır. Tekne gayet iyiydi, geçtik orayı. Maliyet hesabı yapılır, duruma göre iki ya da üç tır demir gelir. Getirenler de zaten organizenin içindedir. Ama değilmiş gibi davranırlar.

Film için maliyette bir değişiklik olmaz. İstanbul’da bütün demirciler Yılmaz Erdoğan’ı sever sayar. ‘Film çekecektik de…’ dese birkaç saatliğine verirlerdi zaten. O yolla çözülmese bile alıver, ne olur ki? Sonraki filmin inşaatında kullanırsın.

Evet, yavaş yavaş tezgâhı canlandırıyoruz. Bizim ekibin kadrosunu açıklıyorum. Asım Noyan, Kerami, Arıza Rıza, Taklacı Ziya, Ata Demirer, Fatih Artman, Lerzan, Ersin, Dombili Hakkı. Damadın kendisini de kurguyu da kızla beraber olduğu gibi sil. Bunlarla ilgili birkaç repliği başka yerlerde kullanabiliriz. Doktor taklidi, ‘Husumet nesimet’, ‘Kızlar niye büyüyor arkadaş, babalar küçülse ya…’ belki birkaç tane daha. Sildiğimiz için sildiğimiz yerleri eleştirmiyorum. Yaz hadi, hadi yaz hadi yaz, diyecek olursa biri. Damadın ‘Bunlar gerçek silah mı?’ sorusuna, Arıza, damadı küçümseyerek ‘Gangster miyiz oğlum biz?’ cevabını verince seyirci ‘Salağa bak adamlar çete ulan, evcilik mi oynuyorlar.’ diye gülüyor. Bir müddet sonra hiç gereği yokken, biraz ekşın için silahların sahte olduğu anlaşılıyor. Seyirci şok! Uzun, çok uzun baba kız sahneleri, telefon çetesinin evine çıkarken kelepçeli adamın koca tokmağa omuz atışı ve bunu kimsenin fark etmeyişi filan… Neflixe, dışarıda içip, kafayı kurtardıktan sonra bara giren öğrenciler gibi üye olduğum için şu anda izleme imkânım yok. Anladın sen.

Ne dedik. Kerami… Evet Kerami ağbi Asım Noyan’ın sağ koludur. Ama anlarız ki sonra, aslında onun koltuğunda gözü vardır, çetenin liderliğine oynamaktadır. Hatta içerden birkaç kişiye de çoktan ayartmıştır. Avlu içinde entrika, komedi, aşk dönerken Saruhan tarafı da tam gaz devam etmektedir.

Ama şimdi şöyle düşüneceksin, Saruhan’ın yanında Nektar var, boş ver Nektarı. Onun yanında uzun boylu bi adam var ya, koşarken kız gibi kollarını sallayan, çıkar onu, birkaç daha canlı oyuncu ekle yanına, al sana aynı Organize İşler.

Misafir Yazar : Ersan YILDIZ

Film notum:

4 YORUMLAR

  1. Benim şu konuda kafam karıştı. Filmi sinemada mı izlediniz Netflixte mi? Sinemada seyircinin bir duruma hayret ettiğini yazmışsınız. Sonra Netflixe nasıl üye olduğunuzu. (efekt mi katmak istediniz yoksa?) Bunun dışında genel olarak güzel bir eleştiri yazısı.

    • Önce sinemada izledim Derya hanım. Filmle ilgili bir kaç satır karalamak istediğim için sonra Netflix’te de izledim. Dikkatiniz ve yorumunuz için teşekkürler.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here